Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

YOKSULLUK: AHLAKİ BİR İKİLEM – BOĞULMAKTA OLAN BİR ÇOCUĞU KURTARMALI MIYIZ?

Diyelim ki, her sabah sakin kırsal bir yoldan yürüyerek işe gidiyorsunuz ve bu yolun bir yanında da her gün yanından geçtiğiniz bir gölet var. Ancak bugün farklı olan bir şeyler var. Bugün o gölette küçük bir çocuk gördünüz. Çocuk tek başına, kollarıyla çırpınıyor ve eğer çabuk davranmazsanız boğulacağa benziyor. Şansınıza gölet de sığ. Hemen suya atlayabilir, çocuğu kucaklayıp kurtarabilirsiniz. Hem de kendinizi pek bir tehlikeye sokmadan.

Ne yazık ki çok pahalı bir kıyafet giymişsiniz ve onu çıkarmaya yetecek zamanınız yok. Yani çocuğu kurtarmak ne kadar tehlikesiz de olsa takımınızı ve ayakkabılarınızı yenilemek size en az 500 dolara mal olacak. Etrafta kimse yok, yani karar yalnızca size ait. Suya atlayıp çocuğu kurtarıp pahalı kıyafetlerinizi mahveder misiniz? Yoksa 500 doların adını bile bilmediğin birinin hayatı için çok büyük bir tutar olduğuna karar vererek yürüyüp geçer misiniz?

Eğer birçok insan gibi düşünüyorsanız cevap belli: Tabii ki çocuğu kurtarırsınız! Güzel kıyafetleri ıslanmasın diye küçük bir çocuğu ölüme terk eden her kim ise bir ahlaki anlamda canavardır. Bu “boğulan çocuk” düşünce deneyini ortaya atan filozof Peter Singer’a göre, eğer kendine sadece hafif bir zorluk yaşatarak başkasının başına gelecek bir felaketi engelleyecek gücün varsa, doğru olan; elini taşın altına koymaktir.

Tabii ki çoğumuz hiçbir zaman işe giderken boğulan bir çocukla karşılaşmayacağız. Ama hepimiz kendimizi her yıl altı milyon çocuğun engellenebilir sebeplerden öldüğü bir dünyada buluyoruz. Ve hiçbirimizin bu çocukların hepsine yardım edecek gücü olmasa da, neredeyse hepimiz bir kısmına yardım edebilecek durumdayız. 500 dolardan çok daha küçük bir miktarı GiveWell.org gibi etkin bir yardım kurumuna site üzerinden bağışlayarak birilerinin hayatını gerçekten kurtarabilirsiniz.

Singer’ın sorguladığı ise şu; Eğer ki yardım kuruluşuna para vermektense, paranızı kıyafetlere, kahveye veya en son çıkan iPhone’a harcamayı seçerseniz, gölde boğulmakta olan bir çocuğun yanından geçip giden biri kadar yanlış davranmış olmaz mısınız? Bir çocuğu göz göre göre ölüme terk etmek yanlışsa, o çocuk uzakta olduğunda ölüme terk etmek de aynı derecede yanlış değil midir? Eğer Singer haklıysa, o zaman belki de çoğumuz kendimize çok daha az para harcayıp, paramızın çok daha fazlasını en yoksul durumdakilere yardım eden hayır kuruluşlarına harcarsak iyi ederiz. Ve belki de devletler de daha fazlasını yapmalıdır.

Ne de olsa insanlar paralarını gönüllü bir şekilde başkalarına vermeyecekse veya gönüllü yardımlar etkili olmak için yeterli değilse, o zaman belki de devletler vergi yoluyla para toplayıp yoksullara dağıtmalıdır.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Singer haklı mı? Paramızı hayır için vermek gibi kişisel bir ahlaki zorunluluğumuz var mı? Eğer varsa ne kadar miktar daha vermeliyiz? Devletlerimiz bütçelerinden büyük bir payı yurtdışı yardımlarına ayırmalı mı? Eğer Singer haklıysa cevaplanması gereken önemli bir soru daha var: Hangi çeşit yardımlar gerçekten işe yarar? Yoksullara yardım etme zorunluluğumuz olduğuna karar vermek ayrı şey, gerçekten etkili bir yardımın sağlanması ayrı. İyi niyetler iyi sonuçları otomatik olarak garantilemez. O zaman yardım çabalarının bir yandan en fazla faydayı sağlarken, öbür yandan en az zarar vermesini nasıl sağlarız? Sıradaki videolarımda yoksulluk problemini çözmek için farklı yaklaşımları ele alıyor olacağım. Linklere tıklayarak daha fazlasını izleyebilirsiniz.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Matt Zwolinski / University of San Diego
Çeviri: Işık Cemre Güngör
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.