Yoksulluğa karşı devlet ne gibi önlemler almalıdır? Nobel ödüllü efsanevi iktisatçı Milton Friedman yanıtlıyor.

Yoksullara Karşı Sorumluluklarımız Üzerine

SORU: Devletin, özgür toplumdaki rolünü konuşurken piyasadaki başarısızlıklardan söz ettiniz ama sanırım birini atladınız, o da yoksulluk.


Başkan Kennedy dedi ki eğer toplum fakirleri kurtaramazsa birkaç zengini de kurtaramaz. Devlet, halk için olduğundan, ülkedeki fakirleri kurtarmak da devletin görevi olabilir. Sorum şu: fakirler, işsizler ve dezavantajlılar ne kadar özgürler? Devletin görevi ne?

FRIEDMAN: Fakirleri düşünen birini görmek harika. İlk önce devletin sorumluluğu yok. İnsanların sorumluluğu var. Bu binanın sorumluluğu yok. Senin ve benim sorumluluğumuz var. İnsanların sorumluluğu var.

İkincisi, biz nasıl yanımızdaki insanlara en verimli şekilde yardımda bulunabiliriz? Problem bu. Fakirliğe bakarsak, fakirliği yok etmede, serbest piyasa ve serbest ticaretten daha efektif bir sistem yok. Sıradan insanların yaşam standartlarındaki en büyük yükseliş 19. Yüzyılın başından 20. Yüzyılın başına kadar oldu. Bu standart, burada bulunanlara miras kaldı. Büyük babalarımız buraya gelip, buradaki özgürlük ortamı sayesinde çalışarak, hem kendilerinin, hem de bizim hayat kalitemizi arttırdılar.

Bu ülkedeki fakirliğin nedenlerine baktığımızda, bu sebep neredeyse her zaman devlet olmuştur. Ve devletin bu verimsiz politikalarını terk edersek, fakirliği de kısmen yok ederiz.

Bir örnek veriyim. Neden zenci gençlerde çok yüksek işsizlik oranları var? Utanılacak bir skandal. Neden? İlk sebep, devlet okullarında gördükleri kötü eğitim. Bu eğitim ile sıradan iş bulamıyorlar.

İkincisi, asgari ücret yüzünden. Bir işçi, asgari ücretin altında çalışmak istese de, işe alınamıyor. Asgari ücret, en ırkçı kanunlardan biri. Hem bu zenci çocuklara düzgün bir eğitim vermiyoruz, hem de sıfırdan bir işe girip tecrübe kazanıp daha yüksek maaş almalarını engelliyoruz.

Üçüncüsü, korkunç bir “sosyal devlet” yarattık. Adeta bir ‘yoksulluk yaratma makinesi’. İnsanları devlete bağımlı hale getiriyoruz. Ama insanları suçlamıyorum yanlış anlamayın. Bu sistemi yaratmak bizim suçumuz.

Devasa sosyal devlet yüzünden, işsizlik artıyor, aileler parçalanmaya itiliyor. İnsanları ülkenin bir kısmından bir başka kısmına gitmeye teşvik ediyoruz. Böylece pek çok insan fakir kaldı.

SALONDAN BİRİ: SEN HİÇ FAKİR OLDUN MU!?

FRIEDMAN: Tabii ki. Bu odadaki insanlardan daha fazla. Kaçınız 12 saat çalışıp 78 cent kazandınız? Ama bunların hepsi gereksiz. Hiç aranızda “eğer doktorum daha önce hiç kanser olmamışsa, benim kanserimi de tedavi etmesin” diyen var mı? Herkese sırayla sorabilirim.

Bu ülkede diğer insanlara göre daha kötü durumda olan insanlar var, evet. Ancak bu ülkenin en fakirleri bile diğer ülkelerinkilere göre daha iyi durumda. Bizim fakir olarak belirlediğimiz gelir sınırı, Sovyetler Birliği’nin tamamından daha yüksek. Buna Çin, Hindistan ve pek çok ülke de dahil.

Bu mutlu olmamız gerektiği anlamına gelmiyor. Biz daha zengin bir ülkeyiz daha çok üretken bir ülkeyiz. Daha yüksek bir standart koymalıyız. Ama biraz da geri çekilip sorunun asıl kaynağına ve çözümüne bakmalıyız.

http://www.youtube.com/watch?v=Rls8H6MktrA

Konuşmacı: Prof. Milton Friedman / University Of Chicago
Çeviri: Tolga Mercan

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.