Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

Shaming Someone Doesn’t Change Their Mind – Learn Liberty (video): A look at the work of Alana Conner, a cultural scientist at Stanford University, and the social psychology of persuasion.

Freedom of Speech: Is Offensive Speech Good For Society? – Learn Liberty (video): Professor Tom Bell explains why protecting the right of Free Speech, even when offensive, obscene, or hateful ideas are being expressed, is beneficial for society.

How to Talk About Politics Without Sounding Like a Jerk (blog post): Professor Matt Zwolinski explains why political discussions are so difficult and often turn hostile.

 

Yanlış Fikirlere Neden Hoşgörü Göstermeliyiz?

Brandon Turner: Mill’in Özgürlük Üzerine kitabında bahsettiği en ilginç mesele şu diyebiliriz: Diyelim ki, %1’lik bir kesim kesin olarak yanlış bir şeyi savunuyor ve elimizde %100 doğruyu bilen bir makine var. Bu makine de bize ”Sizler bu konuda tamamen haklısınız. Şunlar gerçekten saçmalıyor” diyor. Böyle bir durumda bile o yanlışı savunanları hoşgörmeli miyiz?

Genel olarak ”Özgürlük Üzerine” kitabı, neden hoşgörülü olmamız gerektiğinden bahsediyor. Yani hoşgörülü olmak derken birini görmezden gelmeyi değil, gerçekten saldırgan ve rahatsız edici fikirlerle karşılaştığımızda bile kişilere bunları ifade etme hakkı tanımayı kastediyorum.

Dave Rubin: Bu ayrımı yapmana sevindim. Zira günümüzde ”Hoşgörü’ kelimesi oldukça politikleşmiş durumda, değil mi?

Brandon Turner: Evet, doğru. Bir tarafta hoşgörü diğer taraftaysa ilgisizlik. Birini diğeriyle karıştırmaya çok müsaitiz. Özellikle dini hoşgörüyü… Locke, dini hoşgörü hakkında yazarken toplumun beklentileri çok yüksekti. Zorlayıcı bir doktrin: ”Bakın. Bi komşunuz var… ve öyle dini pratikler yapıyor ki sadece kendisini cehenneme götürmekle kalmayıp sizi de peşinden sürüklüyor…”

Bunlar derin konular. Günümüzde şöyleyiz, ”Şu adam şu yemeği, bu kişi bu yemeği yiyor, şöyle giyiniyor. Ama ben bunları mesele etmiyorum.”

Mill şöyle söylerdi, ”Bakın. Birkaç sebepten dolayı insanlara hoşgörü göstermemiz gerekiyor.” Öncelikle, belki onlar haklıdır ve biz yanılıyoruzdur. Çoğunlukta olan biz, %99’umuz birden bu konuda bu şekilde düşünüyoruz diyelim ama yanıldığımız konusunda ısrarcı olan ve asla susmayan bir kişi var. Peki ya bu Socrates’in durumu değil mi?

Dave Rubin: Doğru.

Brandon Turner: Durum şu ki, o kişi aslında haklı olabilir ve onunla iletişim kurarak iyi bir noktaya gelebiliriz.

Dave Rubin: Evet. Bu, diğerlerini nasıl gördüğümüz konusunda oldukça sağlıklı bir yol. Karşındaki kişinin maksadı iyi veya doğru olabilir.

Brandon Turner: Evet, kesinlikle.

Dave Rubin: Yanılıyor da olabiliriz.

Brandon Turner: Doğru. Belki de haklı olabiliriz ki bu daha zor bir durum. Bu durumda, karşındaki kişinin fikirlerini açıkça söylemesine izin vermenin haklı tarafları var çünkü eğer bir hatanı fark edip ondan ders çıkarabilirsen, sonuçları daha iyi ve doğru olur.
Ya da, diyor Mill, gerçeği aramızda bölüşmüş olabiliriz. Genelde doğrunun tarafındayızdır. Bizler, çoğunlukta olan fikirler, büyük oranda haklıyızdır fakat diğer taraf da bazı açılardan haklı olabilir. Veya gerçek belki de iki görüşün arasında bir yerlerdedir. Ki bu durumda birebir iletişimle meselenin daha iyi anlaşılmasını sağlayabiliriz.

Mill’in Özgürlük Üzerine kitabında bahsettiği en ilginç mesele şu diyebiliriz: Diyelim ki, %1’lik bir kesim kesin olarak yanlış bir şeyi savunuyor ve elimizde %100 doğruyu bilen bir makine var. Bu makine de bize ”Sizler bu konuda tamamen haklısınız. Şunlar gerçekten saçmalıyor” diyor.

Böyle bir görüşe hoşgörü göstermeli miyiz? Elbette, paralel düşüncelere sahip olabiliriz. Eğer ben Skokie topluluğundaki bir yahudiysem; Nazilerin caddemde gezmesine, protestolar yapmasına ya da bu gibi şeylere izin vermeli miyim? Biliyoruz ki Nazizm yanlış. Anti-semitist görüşler yanlış. Bu tip korkunç görüşlerin herhangi bir toplulukta yeri olamaz.

Peki, bu görüşlerin dile getirilmesini engellemeli miyiz? Hayır diyor Mill böyle bir durumda bile. Esasen bu tarz görüşlerle etkileşime geçerek, meseleyi daha iyi bir hale getirebilirsiniz. Bir konu üzerinde üzerinde daha anlaşılır daha canlı daha iyi olabilmek için bir şanstır.

Her zaman şunu görüyorum: örneğin Locke’u ya da Mill’i anlattığım derslerde ya da o gün her ne anlatıyorsam, birçok öğrencim, 20 yaşlarında iyi çocuklar, çoğu şey hakkında doğru görüşlere sahipler. Biliyorlar ki insanlar eşit muameleye tabii tutulmalı. Ama eğer biraz bile baskı yapsanız ve deseniz ki ”Neden eşit davranmalıyız? Bu görüşün dayandığı şey nedir? Bu doğal bir eşitlik mi?”
Diğer bir deyişle, bu görüşün altında yatanları zorlamaya başladığınızda, öğrenciler biraz geriliyorlar. Kendilerinden emin değiller. Yani, doğru görüşleri var fakat gerçek nedenleri bilmiyorlar.

Dave Rubin: Niçin olduğunu bilmiyorlar.

Brandon Turner: Niçin olduğunu hatırlamıyorlar ya da nasıl bu görüşlere sahip olduklarını bilmiyorlar. Biraz sığ ve içi boş şekilde öğreniyorlar. Mill için, yanlış fikirlere sahip ama samimi kişilerle konuşmak, sizi bu konularda düşünmeye zorlayarak eksik yanlarınızı yeniden yapılandırma şansı verecektir. Özgürlük Üzerine’nin temel argümanı aslında budur.

 

Konuşmacı: Dave Rubin , Brandon Turner / Clemson University

Çeviri: Elif If

Redaksiyon: Seçkin Sosyal

Kaynak: LearnLiberty.org

Kategori:

Eğitici Videolar

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.