Prof. Byran Caplan, dış ticaret ve göçmenler ile teknoloji arasındaki ilginç benzerliklere dikkat çekiyor. Konu hakkında detaylı okuma yapmak isteyenler, aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

1) The Iowa Car Crop (article) Think cars don’t come from America’s amber waves of grain? Think again

2) Should America Open It’s Borders? (debate) Alex Nowrasteh, Bryan Caplan, and Mark Krikorian debate the merits of open borders

3) This Global Show Must Go On (article) Tyler Cowen argues that ordinary people’s fear of foreign relations is behind their aversion to free trade

4) Let Anyone Take a Job Anywhere (debate) Bryan Caplan, Vivek Wadhwa, Kathleen Newland, and Ron Unz debate immigration


Yabancılar Bizim Dostumuzdur | Ekonomi Günlüğü

İnsanlar uluslararası ticareti ve göçmenliği çoğu zaman yabancıların bizden faydalanması olarak görürler. Fakat BİZ iktisatçılar – sosyal demokrat veya muhafazakar, demokrat ya da cumhuriyetçi olsak bile – genelde uluslararası ticareti ve göçü hem kendimiz, hem de karşı taraf için iyi bir şey olarak görürüz.

İktisatçılar, uluslararası ekonomi hakkında ders anlatırken, “mukayeseli üstünlük” denilen bir şeyden bahsederler. Bu bizim en iyi argümanımız sanırım.

Şimdi hayali bir bilim adamının mısırları, arabaya çevirebileceği bir yöntem bulup, bunu duyurduğunu düşünelim. Herkes ona gülüyor. Diğer bilim adamları ona deli diyor. Fakat bu “deli” terkedilmiş bir limana fabrikasını kuruyor ve bakın şu işe ki, mısırlar fabrikaya giriyor, arabalar dışarı çıkıyor!

Bu rekabet, mevcut araba işçilerini zora sokar. Fakat Amerikalılar, bu bilim adamının inanılmaz keşfi sayesinde bariz bir şekilde daha da zengin oluyorlar. Eskiden sadece zenginlerin kullanabildikleri arabalar artık herkes için satın alınabilir duruma geliyor.

Bir gün bir gazeteci, bilim adamının sırrını keşfeder. Meğer, bir Japon gemisinden arabalar boşalıyor, ardından Japonya’ya gönderilmek üzere mısır yükleniyormuş. -Yani bilimadamı, yasak olan araba ithalatını delip, karşılığında Japonya’ya, orada pahalı olan mısırları gönderiyormuş.- Sonraki günün sürmanşeti “Mısırdan Yapılmış Arabalar: Bir Sahtekar” şeklindedir. Devlet fabrikayı kapatır ve fabrikanın kurucusu dış ticaret kanununu çiğnediği için hapse gönderilir.

Bu hikayenin ana fikri; hayali bilim adamının bir şekilde, mısırdan araba yapabileceği bir yol bulduğudur. Bunun ille de bir fabrika içinde olması ne farkeder? Dış ticaret, geçim maliyetlerini azaltan ve bununla birlikte hayat standartlarımızı da yükselten yaratıcı bir ‘teknoloji’dir aslında.

Gerçek şu ki; insanların, diğer ülkelerdeki insanlarla yapılan anlaşmalar ile elde edilen ekonomik yararları küçümseme eğilimi, “yabancı önyargısı” olarak da adlandırdığım şeyin bir belirtisidir.

Peki dış ticaret ve teknoloji arasında başka önemli farklar var mıdır? Kesinlikle! Yeni bir teknoloji kullandığımız zaman, biz eskisinden daha iyi duruma geliriz. Fakat dış ticaret yaptığımız zaman, hem biz hem de ticaret yaptığımız insanlar daha iyi duruma gelirler. Bizim açımızdan teknoloji ve ticaret aynı şeydir. Halbuki insani açıdan, ticaret daha iyidir, çünkü neticede ticaret olağanüstü güzel bir şeydir.

‘Mısırdan arabalar’ hikayesi, bir iktisatçının, diğer ülkelerin ticaret politikalarını gözetmeksizin, ticaret hakkındaki düşüncelerinin kilit noktasıdır. İnsanlar diğer ülkelerde serbest ticaret olmadığından kendi ülkelerinde de olmamasını söylediklerinde, biz, ”eğer tüm arkadaşların Brooklyn Köprüsü’nden atlasaydı, sen de atlar mıydın?” şeklinde karşılık vermeyi çok severiz.

19.yy ekonomistlerinden Henry George, ithalatı sınırlayarak, “kendi kendini ablukaya almak” şeklinde alay konusu olan bir koruma yöntemi uygulamıştır. Bu anlamsız korumacılık politikası yüzünden öğrendiğimiz bir başka şey de, düşmanlarımıza savaş bahanesi yaratmak oldu.

Eğer bu, iktisatçıların ‘ticaret’ hakkındaki düşünceleriyse, göçmenlik hakkındaki durum nedir? Genel anlamda aynı şeydir. Göçmenliğin literatürdeki diğer ismi “emek ticareti”dir. Ve gördüğümüz gibi ticaret, bir tür teknolojidir.

Eğer bir fabrika kendi kendine iş gören bir çim biçme makinesi icat etseydi, buna çok sevinirdik. Mesela Amerika’lılara göre, El Salvador’dan gelen göçmen bahçıvanlar, kendi kendine iş gören çim biçme makinesi ile aynı etkiye sahiplerdir. Geçim maliyetlerimiz düşer ve yaşam kalitemiz artar. Olaya bir de diğer pozitif tarafından bakmak gerekirse, El Salvador’lular ailelerine daha iyi bir yaşam sağlayabilecekleri ücretler kazanırlar.

Bu durum, çoğu iktisatçının bizden bir gecede serbest ticareti ve serbest göçü kabullenmemizi bekledikleri anlamına gelmez. Hal böyleyken, neredeyse tüm iktisatçılar, ticaret ve göç konusunun fazlasıyla önemsenmemiş olduğunu düşünürler.

Bir kişiyle anlaşma yaptığınız zaman, normal olarak ikinizde daha iyi bir duruma geleceksiniz demektir. Bir kişiyi bir iş için tuttuğunuz zaman, bu da ikinizin daha iyi bir duruma geleceğini gösterir. Gerçekten de bu kişinin başka ülkeden gelmiş olması sizce çok mu önemlidir?

Bu Amerikalıların yabancılara karşı önyargılarının bir özetidir. Bu seçmenler arasındaki diğer 3 ortak önyargıyı öğrenmek için, bu serinin diğer videolarını izlemeniz yeterli.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Byran Caplan / George Mason University
Çeviri: Burak Özcan
Redaksiyon: Soner Bastiat

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.