Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

  • Scott Cunningham, Benjamin Engelstätter, and Michael R. Ward, “Understanding the Effects of Violent Video Games on Violent Crime,” Working Paper, April, 2011.
    http://papers.ssrn.com/sol3/papers.cfm?abstract_id=1804959

VİDEO OYUNLARI ŞİDDETİ KÖRÜKLER Mİ?

“Şimdi de son zamanlarda ortaya çıkan genç katillerle video oyunları arasındaki bağlantıyı inceleyelim.”

“Şiddet içerikli video oyunları, çocukları daha agresif yapar, aynı zamanda çocuklarda IQ düşüklüğünün en önemli sebeplerindendir.”

“Masum insanları öldürmenin ne gibi bir sanatsal değeri olabilir?”

“Küçük çocukların ellerine silah verip, onlara nasıl cinayet işleneceğini öğretiyorlar.”

“O, Call of Duty ve diğer video oyunlarıyla nasıl cinayet işleyeceği konusunda eğitildi.”

Şiddet içeren video oyunlarının insanları şiddete daha yatkın hale getirdiği doğru mu?

Ben, Arlington’da Texas Üniversitesi ekonomi profesörüyüm ve bilgisayar oyunlarına meraklı sıradan bir adamım. Aynı zamanda, çocukları video oyunlarından keyif alan bir babayım ve video oyunlarının çocuklarımın şiddet kullanmasına sebep olup olmadığını merak ediyordum.

Bu yüzden bazı araştırmalar yaptım.

Video oyunları ve güncel suç oranları arasındaki bağlantıyı incelemek için 3 çalışma yürüttüm.

Farklı metodolojiler ve veri kaynakları kullandığım bu çalışmalarda şunu keşfettim: Daha fazla video oyunu oynamak, gerçek hayatta daha az şiddete yol açmaktadır.

Evet, doğru duydunuz, oyunlar daha az şiddete yol açıyor.

Şiddet içeren video oyunlarının oynanmasındaki %100’lük artış, şiddet içeren suçlarda %1’lik düşüşe sebep oluyor.

Tabii bu oran büyük bir düşüşü göstermiyor ama video oyunlarının şiddeti artırdığı iddiasını da çürütüyor.

Peki sanal şiddet, nasıl oluyor da gerçek şiddetin düşmesine sebep oluyor?

Bunu açıklayan teorilerden biri, stres atmak manasına gelen katharsis. İnsanlar, şiddet içgüdülerini gerçekten adam öldürmektense, video oyunları yoluyla bastırıyor olabilirler.

Katharsis etkisinin geçerli olmadığını varsayalım. Duruma açıklama getirmeye çalışan bir diğer teori ise, zaman yönetimi.

Bu teoriye göre, insanların evinde video oyunu oynayarak harcadığı her dakika, dışarıda başlarını belaya sokacakları potansiyel zamandan bir şeyler eksiltir. Bu da şiddetin önünü keser.

Bulgularımda tek başıma değilim. Son zamanlarda, başka araştırmacılar da sanal şiddet ve gerçek şiddet arasında bir bağlantı olduğu iddiasının şüpheli olduğunu gösteren bulgular yayınladılar.

Bu durum şunu gösteriyor: Oyunları sansürleme çabası özünde iyi niyetli ama bu çabanın temelindeki “şiddeti körükleme” iddiası gerçekçi değil. Ayrıca sanal şiddete karşı bu çaba Amerikalıları daha fazla gerçek şiddete maruz bırakabilir. Sansür girişimleri son zamanlarda da devam ediyor. Mecliste önerilen, video oyunlarına yaş sınırı getirecek yasa bunun bir örneği. 2011’de Yüksek Mahkeme’de görülen “Brown, Eğlence Sektörü Derneği’ne Karşı” davası da sansür çabasının göstergesi.

Şunu da belirtelim: Sansürün sonuçları daha çok zarar getirecektir. Video oyunları son 30 yıl içerisinde epeyce dönüşüme uğradı. Eskiden siyah-beyaz bloklardan oluşan, düşük kaliteli ve titrek görüntülere sahip oyunlar oynardık. Şimdiki oyunlarda ise karakterler neredeyse gerçekmiş gibi duruyor. Bazı oyunlar bir hikayeye sahip ve karakterlerin duygusal ifadeleri, sofistike bir edebi eser veya tiyatro oyununu andırıyor. Muhtemelen sanatsal ifade tekniklerinin en hızlı geliştiği alan video oyunlarıdır.

Oyunları yaratan ekiplerin geliştirdiği artistik teknikler, büyük bir hızla ilerledi. Oyunları kısıtlayan yasalar, sanatçıların özgürlüğünü frenleyecek ve onların orijinal hikayeler yaratmasının önünü kesecektir. Hakim görüşün aksine, gençlerdeki şiddet eğilimi ise geçtiğimiz 20 yıl süresince istikrarlı bir biçimde düştü, ki bu tam da video oyunlarının popülerleşme sürecine denk gelir. Bu da oyunların şiddete yol açtığı iddiasının aksini gösteriyor. İnsanlar şiddete başvuruyorsa, bunun sorumlusu oyunlar değildir.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Michael R. Ward / University of Texas at Arlington
Çeviri: Burak Sak
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.