UYUŞTURUCUYLA MÜCADELENİN IRKÇILIKLA İLİŞKİSİ

Kendinize neden bazı uyuşturucuların yasal, bazılarının yasa dışı olduğunu hiç sordunuz mu? Neden sigara ve alkol yasalken ve bazı ilaçlar sadece reçete ile satılabiliyorken, marihuana ve benzeri uyuşturucular yasa dışı?

Bazı insanlar bunun uyuşturucuların farklı tehlike seviyelerine sahip olmasından kaynaklandığını düşünüyor. Fakat bu doğru olamaz, çünkü alkolün herhangi bir yasa dışı uyuşturucu maddeden daha fazla şiddete sebep olduğunu biliyoruz. Ve sigara tüm uyuşturucu maddelerden daha fazla bağımlılık yapıyor. Eroin bağımlıları, sigarayı bırakmanın eroini bırakmaktan daha zor olduğunu söylüyor. Yani yüz yıl önce var olan bir Ulusal Bilim Akademisi bu ilaçların hangilerinin yasal ve yasa dışı olması gerektiğine karar vermiş değil. Bu yasalar dini kitaplarda veya Hammurabi’nin Kanunları’nda da yoktu. 20. yüzyıla kadar kimse bu maddeler arasında yasal açıdan bir ayrım yapmıyordu.

Sonuç olarak, tarihe baktığınızda bu ayrımın, uyuşturucu maddelerin farklı tehlike seviyeleriyle hiçbir ilgisi olmadığını ve -neredeyse- tamamen bu maddeleri kimlerin kullandığıyla alakalı olduğunu fark edebilirsiniz. 1870’lerde afyon tüketicilerinin çoğu orta yaşlı beyaz kadınlardı. Bunu acıyan bölgeleri, ağrıları, regl ve menopoz gibi nedenler için kullanırlardı. Çünkü aspirin veya penisilin henüz yoktu. Kötü hijyen koşulları nedeniyle insanlar sık sık ishal olurlardı ve hiçbir şey afyon kadar iyi gelmezdi. O zamanlar milyonlarca insan, şimdiye göre nüfusun çok daha büyük bir çoğunluğu afyon kullanırdı. Fakat hiç kimse bunu suç kapsamına sokmayı düşünmezdi, çünkü hiç kimse teyzesini veya büyükannesini demir parmaklıklar ardına atmak istemezdi. Ama 1870 ve 1880’lerde on binlerce Çinli Amerika’ya gelmeye başladı. Demiryollarında, madenlerde, fabrikalardı çalışır ve akşam eve döndüklerinde biraz afyon kullanırlardı. Tıpkı beyazların akşamları birkaç kadeh viski içmesi gibi.

İşte bu zamanlar afyonun ilk defa yasaklandığını görüyoruz. Yasaklar Nevada’da, Kaliforniya’da 1870 ve 1880’lerde Çinli azınlıklara yöneltilmişti. Amaç tamamen korku yaratmaktı. Bu Çinliler afyonla bizim değerli kadınlarımıza neler yaparlardı! Onları bağımlı hale getirir, baştan çıkarır, seks kölesine çevirir ve daha neler neler yapabilirlerdi… İlk kokain karşıtı yasalar 20. yüzyılın başlarında güney eyaletlerinde, limanlarda çalışan siyahlara karşı konmuştu. Eğer bu siyah adamlar o beyaz tozu burunlarına götürür ve toplumda onlara biçilmiş yeri unuturlarsa neler neler olurdu! İlk defa bu dönemlerde polislerin 38’lik bir silahla kokain yüzünden çıldırmış bir zenciyi öldüremeyeceği, bir 45’liğe ihtiyacı olduğu söylendi. Belgelerin gazetesi The New York Times, bunu bilimsel bir gerçek olarak bildirmişti.

Ve işte o zaman, kokain ilk kez yasa dışı kılındı. İlk marihuana yasakları Ortabatı ve Güneybatı’da Meksikalı göçmenleri hedef aldı. Meksikalı Amerikalılar, iyi işleri iyi beyaz adamlardan alıyor (!), mahallelerine geri dönerek o garip marihuanadan içiyorlardı. Bir kez daha “bu azınlık bizim kıymetli kadınlarımıza ve çocuklarımıza ne yapar” korkusu öne çıktı. Yani mesele her zaman bununla ilgili oldu. Alkolün yasaklanması bile bir ölçüde “bembeyaz Amerikalılar” ile “o kadar da beyaz olmayan Amerikalılar” arasındaki arasındaki daha geniş bir çekişmenin sonucuydu. “Bembeyaz Amerikalılar” her şeyleriyle birlikte 19. yüzyılın başlarında kuzey ve batı Avrupa’dan gelmişlerdi. Ve “o kadar da beyaz olmayan Amerikalılar”, 19. yüzyılın sonlarında ve 20. yüzyılın başlarında, daha çok güney ve doğu Avrupa’dan yanlarında biralarını, ucuz şaraplarını ve konyaklarını getirerek gelmişlerdi. Olay tamamen bu tür bir çekişmeydi. Ve bembeyaz Amerikalılar bu maddeleri tüketmiyor da değildi. Sadece çoğu biliyordu ki, toplumda azınlık olan insanlarla ilişkilendirilmiş bir kötü alışkanlığı yasa dışı kıldığınız ve bu yasaların takdirini hukuki yaptırıma bıraktığınızda şu olur: O yasalar toplumun daha beyaz, daha zengin veya orta sınıf üyelerine karşı genellikle uygulanmaz. Bu yasalar kaçınılmaz olarak, dengesiz bir şekilde, toplumun daha fakir, daha genç ve daha koyu tenli üyeleri üzerinde uygulanır. Uyuşturucuyla mücadele büyük ölçüde bununla ilgili olmuştur.

Michelle Alexander’ın mükemmel kitabında insanlar uyuşturucuyla mücadeleyi “yeni Jim Crow” olarak anıyorlar. Uyuşturucuyla mücadele sadece ırkla, siyahileri, gençleri hedef almakla ilgili değil. Çünkü Tanrı biliyor ki, bu mücadelede milyonlarca beyaz insan da halının altına süpürüldü. Fakat orantısız ve ağırlıklı olarak ortaya çıkışından uygulanışına ve mağdur edilenlerin kimliğine kadar baktığımızda uyuşturucuyla mücadele bununla ilgili oldu.

Kaynak: Big Think
Konuşmacı: Ethan Nadelmann
Çeviri: Oğuz Yılmaz
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.