Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

  • Welcome to the Sharing Economy (podcast): Cato scholars discuss how the sharing economy undermines the regulatory establishment and makes people’s lives better.

UBER’İ ENGELLEMEK FAYDA GETİRİR Mİ?

Her gün tüketicilerle satıcıları birbiriyle buluşturan yeni bir servis ortaya çıkıyor. Eğer bir yere gitmek istersem araba satın almak veya kiralamakla uğraşmak zorunda değilim. Akıllı telefonumu çıkarıyorum ve beni istediğim yere götürecek birini dakikalar içinde bulabiliyorum. Eğer ev yapımı yemek yemek istersem, Feastly ve EatWith gibi servisler sayesinde çevremde benim için akşam yemeği yapacak birini bulabiliyorum. Hatta evlerine gidip yememe bile izin veriyorlar.

Bunlar heyecan verici gelişmeler. Ancak bu gelişmelerden heyecanlananlar olduğu gibi bunların karşısında ne yapmamız gerektiğini soranlar da var. Bu daha önce üzerine hiç düşünmediğimiz bir konu. Bu hizmetleri kısıtlamak isteyenler devreye girmeye başladı. Onlar şunu soruyor: Bu hizmetlerin akıbeti ne olmalı? Ancak kendimize sormamız gereken asıl soru şu: Yaşadığımız bu gelişmeler öncekinden daha mı farklı?

Biraz durup düşünelim. Ebeveynlerime dönelim, 25 sene önceye. Eğer anne-babam akşam şehre inmeyi isterlerse bana ve kardeşlerime göz kulak olacak birini bulmaları gerekiyordu. Genellikle alt sokağa iner; bir lise öğrencisi olan Tori’yi bulurlar ve bize göz kulak olması için eve getirirlerdi. Ama bu Tori’nin müsait olup olmadığına veya bakmayı isteyip istemediğine bağlıydı. Katılımcı ekonominin güzel tarafı, bu basit toplumsal işbirliğini alıp yaşadığımız mahalle ve tanıdık çevrenin dışına taşıması. Artık bu çevre tüm dünyadır. Hafta sonu New York, Los Angeles veya Paris’e gitmek istersem, evini paylaşacak bir arkadaş bulabilecek miyim diye düşünmek zorunda değilim. İnternete giriyorum ve sadece birkaç dakika içinde konaklamak için yüzlerce yer buluyorum. Bu hem üreticiler hem tüketiciler için büyük bir fırsat.

Maalesef tüm bu potansiyel faydalar tehlike altında ve katılımcı ekonomi sekteye uğrayabilir. Eski ve modası geçmiş regülasyon anlayışı, şimdi de yeni katılımcı ekonomi şirketlerini kısıtlamaya çalışıyor ve bu şirketlerin büyümesinin ve gelişmesinin önünü tıkıyor. Katılımcı ekonomi şirketleri bu regülasyonlara olan gereği en başından ortadan kaldırıyor. Uber, Feastly ve Airbnb’nin kullandığı iki taraflı derecelendirme sistemi, regülasyonların çözmeye çalıştığı bilgisel sorunların üstesinden gelmek için ideal bir yol. Eğer bir sürücüyle kötü bir tecrübe yaşamışsam ona düşük puan veririm. Böylece kimse puanı düşük insanlarla ticaret yapmak, onlardan borç almak, onlara borç vermek veya bir şey satmak istemez. Puanı yüksek insanlar ise tüm işi kaparlar. Ve böylelikle düzenlemeye gerek kalmadan herkes piyasada kalabilmek için ellerinden gelenin en iyisini yaparlar.

O zaman en önemli soru şu: Politikalarımızı yönlendirenler büyüyen katılımcı ekonomiyi kabul ederek gelişmelere ayak uyduracak mı? Yoksa dünün regülasyonlarını ve ekonomi anlayışını, bugünün ekonomisine ve onun herkese sağladığı faydalara mı uyarlayacaklar?

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Christopher Koopman / George Mason University
Çeviri: Talha Gülmez
Redaksiyon: Bünyamin Aydın

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.