Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

  • The FDA Review [resource]: The Independent Institute questions whether the FDA is safe and effective with a body of research that dives in to the history of the FDASome resources to back up particular claims:
  • UL [source]: UL website – About Underwriters’ Laboratories
  • UL Links [source]: UL offers a page of “Additional Resources” that lists other institutions that provide certification or establish safety standards:

TEKELLERİN EN TEHLİKELİSİ: FAZLA ÖNLEM ÖLDÜRÜR

Herkes satın aldığımız ürünlerin zararlı olmadığına emin olmak ister. Bunu en iyi şekilde nasıl sağlayabiliriz? Seçeneklerden biri, devletin ürünleri denetlemesi ve gerektiğinde bu ürünleri yasaklaması veya serbest bırakmasıdır. Örneğin ilaç sektörü bu şekilde denetlenir. Amerikan Gıda ve İlaç Kurumu, her yeni ilacın denetimini zorunlu kılıyor ve bu ilaçlar üzerinde uzun süren ve pahalıya mal olan testler yapıyor. Bu testlere göre o ilaca izin verilip verilmeyeceğine karar veriliyor. Başka bir yaklaşım da, piyasada yarış halinde olan özel firmaların her bir ürünü kontrol etmesine ve derecelendirmesine izin vermektir. Müşteriler, derecelendirmeye bakarak bu ürünleri alıp almamaya karar verirler. Ekmek kızartma makinesinden saç kurutuculara, tesisatlardan kurşun geçirmez yeleğe kadar binlerce ürün için bu yol seçiliyor. Üreticiler, ürünlerinin tasarımını ve imalat sürecini bitirdikten sonra, ürünü test etmesi için denetleme laboratuvarları gibi özel bir sertifikasyon kuruluşuna gönderiyor. Eğer ürün o kontrolleri geçerse üzerine sertifikalandıran kuruluşun logosu ekleniyor.

İmalatçılar özel kuruluşlara sertifikalandırma için para öderler, çünkü bu, onların satışlarını artırır. Logoyu gören müşteriler ürünün sıkı güvenlik testlerinden geçirildiğini bilir ve sonuç olarak o ürünü satın almaya meyleder. Ürünlerin güvenilirliği, dükkanlar için de önemli. Zararlı ürünler satmış olmaktan dolayı açılan davalar veya memnuniyetsiz müşteriler istemiyorlar. Bu yüzden de stokladıkları ürünlerin onaylı olması için ekstra para veriyorlar. Denetleme laboratuvarları gibi sertifikalandırma kuruluşları, piyasada yarış halindeler. Bu durum da onları dikkatli fakat hızlı ve uygun fiyatlı çalışmaya teşvik ediyor. Güvenilirlikleriyle ün kazanmak, bu kuruluşların uzun yıllarını alıyor. Eğer bir sertifikasyon kuruluşu, sonradan tehlikeli olduğu ortaya çıkacak bir ürüne logosunu koyarsa imajı zedelenir ve müşterilerini rakiplerine kaptırır. Bir yandan da, bir kuruluş, eğer gereğinden fazla titiz davranırsa, süreç uzayacak, bu yüzden testin maliyeti fazlalaşacak, ürünün piyasaya çıkışı da gecikecektir. Bir denetleme kuruluşu, sonradan güvenli olduğu ispatlanacak bir ürüne onay vermezse yine müşterilerini kaybedecektir.

Piyasadaki sertifikasyon kuruluşlarını bu iki hatadan da sakınmaya iten şey, çıkarlarını korumaktır. Bu yüzden ne tehlikeli ürünleri onaylarlar ne de güvenilir olanları reddederler. Bunu bir de ürün denetim tekelini elinde bulunduran devletle kıyaslayın. Bu ikisinin motivasyonları farklı olacaktır. Devlet, sonradan zararlı olduğu ortaya çıkacak bir ürünü sertifikalandırırsa ne olacak? Bu denetlemeyi yapan memurların kariyerleri ciddi bir şekilde zedelenecektir. Bu yüzden de aşırı derecede temkinli davranacaklardır. Yüksek maliyetli ekstra testlerle o kadar uğraşacaklar ki, ürünün piyasaya sürülmesi gecikmiş olacak. Eğer ürün hayat kurtarıcı bir ilaçsa, onun sayesinde kurtulabilecek insanlar ölmüş olacak. Kendi çıkarları için çalışan bir sertifikalandırma kuruluşundan farklı olarak, devleti denetleyecek bir mekanizma da yok. Eğer devlet bu alanda tekel ise güvenli bir ürünü onaylamayı reddettiğinde veya ek testler için yıllar harcadığında, imalatçının başka bir kuruluşa başvurma şansı olmaz. Çünkü diğer kuruluşlara izin yoktur. Devletin denetim organlarının, kârlarını artırmak veya iflas etmemek gibi kaygıları yoktur, çünkü ondan gönüllü olarak hizmet alan müşterileri yoktur; para kaynağı vergilerdir.

Peki hız ve emniyet arasındaki denge nasıl kurulabilir? Bir ürünü satışa sunmadan önce ekstradan test etmek daima mümkün, ama ekstra testler hem zaman alıyor hem de pahalıya mal oluyor. Bu süreçler ne kadar sıklaşırsa, imalatçı da yatırım için harcayacağı paraları, teste ayırmak zorunda kalacaktır. Test maliyetinin hangi aşamada gerekenden fazla miktara ulaştığına kim karar vermeli? Tekelleşmiş denetim sistemlerinde buna devlet memurları karar verir. Serbest piyasada ise buna herkes kendi karar verir ve bu süreçte sertifikasyon kuruluşlarından veya doktorlar ve eczacılar gibi bize tavsiye ettikleri ürünler hakkında her şeyi öğrenmeyi meslek edinmiş profesyonellerden yardım alırlar. Devlet ise kendi aldığı tek bir karara herkesin uymasını bekler, rastgele belirlediği kriterlere uymayan tüm ürünlerin satışını yasaklar. Piyasada ise test yöntemleri konusunda çeşitlilik vardır ve tüketiciler buna göre hangi kuruluşu seçeceğine kendileri karar verir.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Howard Baetjer / Towson University
Çeviri: Merve Güngör
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.