İktisatçıların büyük çoğunluğu değerin ‘subjektif’ olduğu hususunda hemfikirdir. Peki bu tam olarak ne demek ve bu konu neden bu kadar önemli? Prof. Don Boudreaux anlatıyor…Konu hakkında daha derinlemesine okumalar yapmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

Artwork and the Subjective Theory of Value [Article]: Yumi Kim emphasizes that the “value we place on goods and services is determined by the individual who is evaluating.”

Subjective-Value Theory [Article]: Robert P. Murphy explains how individual subject valuations lead to the formation of prices.

The Relentless Subjectivity of Value [Article]: Max Borders emphasizes the importance of time and context when conducting economic analysis.

Unearned Riches [Article]: Leonard E. Read masterfully demonstrates the subjectivity of value and the blessings of trade.

How Markets Work [Article]: Eamonn Butler explains the fundamentals of markets and the benefits associated with market transactions (found on pp. 17-25).

Principles of Economics [Book]: In this book, first published in 1871, Carl Menger was one of the first intellectuals to explain subjective value theory.

SUBJEKTİF DEĞER

Ekonominin en önemli özelliklerinden biri, bir şeye verilen değerin ‘subejektif/öznel’ olmasıdır. Yani bir şeyin değerini eninde sonunda insanlar verir. Bunu kendi yaptığım tişörtler ile açıklamak istiyorum. Yakınlarda bir alışveriş merkezine gittim ve iki tişört aldım. İşte bu, tişörtlerimden biri. Bu Küba’nın ünlü devrimcisi Che Guevara’ya ait ve bu da benim kahramanlarımdan biri olan Milton Friedman’ın tişörtü.

Bu tişörtlerin ikisi de bana aynı zamana ve aynı miktarda paraya mal oldular ve bu tişörtlerin yapımında kullanılan kaynaklar da tamamen aynıydı. Ama ne biliyor musunuz? Aslında Che tişörtü çoğu insan için Milton Friedman’ın tişörtünden daha değerli. Eğer herhangi bir nedenden dolayı Che’nın değeri toplumda azalırsa, Che tişörtü de değersizleşir. Eğer Milton Friedman popülerleşirse ve insanlar Friedman’ı sevmeye başlarsa, Friedman tişörtlerinin de değeri artar.

Nesne olarak ve fiziksel olarak bu tişörtler, bu ve bu, büyük oranda birbirinin aynısı. Tek farkları ön yüzlerinde bulunan resimler. Öznel değer ile ilgili güzel olan şey de budur. Hepimizin değerleri birbirinden farklıdır. Yolda beni bir Che tişörtüyle göremezsiniz, çünkü onun kötü bir adam olduğunu düşünüyorum. Ama bir Milton Friedman tişörtü giymeyi çok isterdim. Hatta bunu ilk defa giyecek olmanın heyecanını yaşıyorum. Bu tişörte diğer insanlardan daha fazla değer veriyorum. Subjektif değeri anlamanın güzel yanlarından biri de budur.

Bir şeye biçilen değerin, o şeyin kendisi olmadığını anlamak önemlidir. Bu değer, Marksistlerin ve hatta klasik ekonomistlerin de inandığı gibi, bir şeyi üretmede kullanılan emek miktarına eşit değildir. Değer, bir şeyi üretmede kullanılan diğer kaynakların değerine de eşit değildir. Sonuç olarak bir şeylere değerini sadece ve sadece insanlar onları istediği için vermiş oluruz. İnsanlar onları ne kadar fazla isterlerse değerleri de o kadar artmış olur.

Klasik ekonomistler, tüm harikulade keşiflerine rağmen, subjektif değer kavramını bulamadılar. 19. Yüzyılın ortalarında Avusturyalı Carl Menger insanların bir şeyleri sadece istediklerinde satın aldığını fark edene kadar, subjektif değer hakkında bir bilgiye sahip değillerdi. İnsanlar istemedikleri şeyler için para ödemiyorlardı. Böylece insanların istedikleri şeyler için vermeyi düşündükleri değer, ürün fiyatları aracılığıyla malların ve hizmetlerin piyasa fiyatlarına yansıyordu.

Subjektif değerin bir etkisi de, Milton Friedman tişörtünü Che Guevara tişörtüne tercih etmemin yanlış olduğunu bana söyleyemeyecek olmanızdır. Çünkü bu sizin tercihiniz değil, benim tercihimdir. Siz benim aklımı ve ben de sizin aklınızı okuyamayacağıma göre, yapabileceğim en iyi şey “Eğer Friedman tişörtünü Guevara tişörtüne tercih ediyorsam, demek ki Friedman tişörtünü benim için daha değerli.” demektir. Eğer siz de Guevara tişörtünü Friedman tişörtüne tercih ediyorsanız varabileceğim en iyi sonuç Guevara tişörtünün sizin için daha değerli olduğudur. Kişisel değerler açısından bakıldığında ikimiz de yanlış değiliz. Subjektif değer, her bir tişörtün her birimiz için ne kadar değerli olduğunu ölçme şeklimizdir. Ekonominin devam etmesini sağlayan şeylerden biri de budur. Farklı şeylere farklı değerler biçeriz. Bu biçtiğimiz değerleri de, onlar için ne kadar para ödemeye razı olduğumuz ile gösteririz.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Dr. Don Boudreaux / George Mason University
Çeviri: Şafak Başnak

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.