SOSYAL İŞBİRLİĞİ: HIRSIZLAR NEDEN SERBEST PİYASADAN NEFRET EDERLER?

Bir takım elbisenin nasıl bedavaya alınacağını biliyorum. Bütün yapmam gereken Macy’s’e gitmek, elbiseyi almak, kasaya gitmek ve faturayı ödemeyi reddedip yırtıp atmak. Etik hususlar bir kenara, buradaki temel problem bunu sadece bir kere yapabilecek olmam. İleride Macy’s’e gittiğimde beni tanıyacaklar. Çünkü son gelişimde bir takım elbise çalmış olduğumu akıllarında tutmuşlardır ve artık bana başka bir takım elbise daha vermeyeceklerdir. Ancak parlak bir fikrim daha var. Penny’s’e gideceğim ve oradan bedava bir takım elbise alacağım. Fakat bir dakika, Penny’s’den bedavaya bir takım elbise almak istediğimde onlar da bana vermeyecektir. Macy’s benim takım elbise hırsızı olduğumu onlara söylemiştir. Bu garip bir şey olmalı. Halbuki piyasanın birbirine düşman rakiplerden oluştuğu söylenmişti. Filozof Thomas Hobbes tüm dünyayı bu şekilde görmüştü.

Macy’s ve Penny’s birbirlerinin rakipleri oldukları için Macy’s’in bir sonraki hırsızlığımı Penny’s’de yapmamı dört gözle beklediğini düşünebilirsiniz. Çünkü Penny’s’den de elbise çalmam durumu eşitleyebilirdi. Ama bunu yapmazlar. Aslında hırsızlar hakkında bilgi paylaşımında bulunuyorlar. Çünkü hırsızlık vakalarında birlikte çalışmanın uzun vadede her iki tarafın da çıkarına olacağının farkına vardılar. Bu kısa vadede kazanacaklarından daha önemli. Eğer birbirleriyle bildiklerini paylaşmazlarsa, hırsızlar hakkında bilgi paylaşımı yapan bir iletişim ağından mahrum kalacaklar. Yani başka birine yardımcı olmak kendi çıkarlarına hiçbir şekilde ters düşmemektedir. Rakip olmalarına rağmen, işbirliği yapmaları için ortada teşvik edici güçlü sebepler mevcut.

Daha da ilginci, bu sistem doğal akış içinde gelişmişti. Bu sistem; bilge yöneticiler tarafından tasarlanmış değildi, tepeden inme değildi. Tüccarlar ticari meselelerini halletmek için bu sistemi kendiliğinden ve doğal bir şekilde geliştirmişlerdi.

Alışveriş merkezlerinin ortaya çıkmasından çok daha önceleri, tüccarlar, rakipler arasında muazzam bir işbirliğine ihtiyaç duyduklarını fark etmişlerdi. Tüccarların alışverişleri güven ve itibara dayalıdır. Aslında güven ve itibara sadece onlar ihtiyaç duymaz, buna ben de ihtiyaç duyarım, siz de ihtiyaç duyarsınız. Bedava bir takım elbise için hırsızlık yapmam gerektiğini ilk söylediğim zaman bana “bunu yaparsan hapse atılabilirsin” diye itiraz etmiş de olabilirsiniz. Ve bu durumda tepeden inme bir müdahale olan hapis cezasını uygulayacak bir devlete ihtiyaç vardır.

Ancak hapse atılma korkusu bu denklemden çıkarılsa dahi, faturamı ödemek için hâlâ iyi bir sebebim var: Ben de tüccarlar gibi güven ve itibara ihtiyaç duyarım. Bir işe, eve, arabaya sahip olmak ya da bir restorana gidebilmek için güven ve itibara sahip olmalısınız. Dahası, aslında hepimiz tüccarız. İnsanlar birbirleriyle ticaret yaparlar. İşbirliği yapmaya yatkın olmakla kalmıyoruz, bu işbirliğini zaten sıklıkla gerçekleştiriyoruz.

Toplum, bu doğal ve kendiliğinden oluşan düzenin örnekleriyle doludur. Dilden, modaya; internette paylaşılan capslerden ürünlerin fiyatlarına kadar her şey kendiliğinden oluşur. Anglo-Amerikan geleneksel hukukunun temel konsepti de, uluslararası ticaret hukuku da yaşamak ve birlikte çalışmanın herkes için en faydalı yolunu bulmak adına benzer bir yönde gelişim göstermiştir. Bundan dolayı birisi size toplumun kendi problemlerini tepeden inme bir kuvvet olmadan çözemeyeceğini söylerse, bu söylenenden şüphelelenmekte çok haklısınız. Sosyal işbirliğine dayalı ve onu kolaylaştıran mekanizmalar hayatımızın her alanında varlar.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Aeon J. Skoble / Bridgewater State University
Çeviri: Gizem Sultan Yılmaz
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.