Konu hakkında daha derinlemesine gitmek isteyenler, aşağıdaki linkleri inceyelebilirler ancak dil ingilizcedir;

    • Free Trade [Article]: Alan Blinder summarizes the meaning of free trade in this short essay.
    • Protectionism [Article]: Jagdish Bhagwati, the dean of trade economists, explains the consequences of protectionism.
    • Comparative Advantage [Article]: Donald J. Boudreaux provides an introduction to the principle of comparative advantage, which is at the heart of the economic case for free trade.
    • Economic Sophisms [Book]: Frederic Bastiat’s short, witty, and incisive essays expose the follies of protectionism.
        • Pay close attention A Petition, chapter seven of Economic Sophisms
    • Free Trade Under Fire, 3rd edition [Book]: Douglas A. Irwin, one of today’s leading trade economists, reviews the facts and arguments relevant to the question: Should nations trade freely?
    • The Choice, 3rd edition [Book]: Russell Roberts provides a brief, brilliant, eloquent, and moving ghost story on the consequences of free trade and protectionism.
Opposing Viewpoints
  • Globalization and Its Discontents [Book]: Joseph E. Stiglitz, a Nobel-laureate economist, shares his reasons for why he is more skeptical of free trade than are most economists.

Serbest Ticaret ve Korumacılık

Serbest Ticaret,  yabancı mal ve hizmetlere, yerli mal ve hizmetlerle aynı muameleyi uygulamaktır.

Serbest ticaret, yerli tüketicilere,  kendi ülkelerinde yapabildikleri gibi yurtdışından da özgürce mal ve hizmet satın almalarına izin vermektir. 

Korumacılık ise, tüketicilere “Eğer yabancı mal ve hizmetleri satın alacaksanız, birçok engeli aşmanız gerekecek” diyen,  yabancı mal ve hizmetleri dışlayan bir politika tercihidir.

Korumacılığın temel aracı, gümrük vergisidir.

Gümrük vergisi,  yabancı ülkelerde üretilen ithal mallardan alınan bir vergidir.

Gümrük vergisi,  ülke ekonomisinin bir parçası olan tüketicilerin, yurtdışında imal edilen bir ürünü satın almak istediklerinde ödemekle yükümlü oldukları bir vergi çeşididir.

Uygulamada,  gümrük vergisi,  malları ithal eden kişilerden alınır.

Sözkonusu vergiler ise bu ithal malların satış fiyatlarına eklenerek tüketiciye yansıtılır.

Yani, tüketici, ithal bir malı satın aldığında, onun gümrük vergisini doğrudan kendisi ödemese de, aslında devletin,  ithalatçıdan talep ettiği gümrük vergisini dolaylı olarak kendisi ödemektedir.

Serbest ticaret sadece bir teori değildir, uygulandığı ülkeler vardır. Bu ülkelere en büyük örnek Hong Kong’dur. Hong Kong’da neredeyse hiç doğal kaynak yoktur. Sanırım “feldispat”, ülkede mevcut bulunan tek doğal kaynak. Ama buna rağmen Hong Kong dünyanın en zengin ülkelerinden biri.

Bunun nedeni, Hong Kong’un uzun yıllardır yürüttüğü karşılıksız serbest ticaret politikası.

Hong Kong, sahip olduğu derin su limanı aracılığıyla, vatandaşlarına dünyanın neresinden olursa olsun almak istedikleri her türlü mal ve servisi satın almalarına izin veriyor. Bunun neticesinde zenginliğine zenginlik katıyor.

Serbest ticareti başarılı bir şekilde icra eden bir diğer ülke ise Amerika Birleşik Devletleri. 1787 Anayasası’nın hedeflenen sonuçlarından bir tanesi Amerika Birleşik Devletleri’ni bir serbest ticaret bölgesine dönüştürmekti. Ülkenin kurucuları, kavram olarak, “serbest ticaret”i kullanmadılar, zira o dönemde bu kavram henüz keşfedilmemişti ama akıllarında tasarladıkları tam olarak buydu.

Sonuç olarak bugün dünyada, Atlantik’ten Pasifik’e, Florida’dan Kanada’ya uzanan kocaman bir kıtaötesi ülke mevcut.  Bu büyük serbest ticaret bölgesinde Amerikalılar istedikleri bir diğer Amerikalıdan her türlü mal ve hizmeti satın almakta özgürler. Örneğin, Maine’deki insanlar Hawaii’dekilerden ananas; Hawaii’deki insanlar ise Maine’dekilerden akçaağaç pekmezi satın alabiliyorlar.

ABD ekonomisinin geride bıraktığımız iki yüzyılda bu denli büyümesinin ve yüksek yaşam standartlarının sebeplerinden biri de Amerika’da serbest ticaret yapılabiliyor olması. Hiçbir gümrük vergisi yok; hiçbir ticari kısıtlama yok.

Eğer korumacılık mükemmel bir şey olsaydı, o zaman şu anda bu politikayı uygulayan ülkelerin vatandaşlarının, bu ticari kısıtlamalar sayesinde daha da zenginleşmesi gerekmez miydi?

Neyse ki 1787 Anayasasındaki Ticaret Kanunu bu tarz ticari kısıtlamaları yasaklıyor. Bu sayede, böylesine büyük bir serbest ticaret bölgesine sahibiz ve hiç şüphesiz bu büyük kıtaötesi ülkede yapılan serbest ticaret,  Amerikalıların yüksek yaşam standartlarının ve devam eden ekonomik büyümesinin en büyük sebeplerinden birisi bu.

Kaynak: LearnLiberty.org

Çeviri: Buse Şayir

Seslendirme: Semih Bedir

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.