Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

SANATÇILAR TELİF HAKLARI OLMADAN PARA KAZANABİLİR Mİ?

Bu şarkı Giuseppe Verdi’nin Rigoletto operası için bestelediği “La Donna è Mobile.” Şarkı eminim hepinize tanıdık gelmiştir. 19. yüzyılda Verdi bu şarkıyı bestelerken, ellerindeki notaların unutulmaz bir müziğe dönüşeceğini anlamıştı. Bu nedenle besteyi, operayı ilk defa sahneleneceği zamandan 2 gün öncesine kadar, baş tenörden bile gizledi. Bunu yapmakta da haklıydı, çünkü beste ilk sahnelenmesinden sadece bir hafta sonra bir çok yerde satılır, dağıtılır ve sahnelenir hale geldi. Bu beste, günümüzde bile oldukça popüler; halen dünyanın her yanında futbol fanatikleri bu beste üzerine slogan ve şarkı yazıyorlar.

İşte bu noktada fikri haklar meselesine dair bir tartışma yapacağız. Fikri haklar, tartışmalı ve karmaşık bir konu. Bu konuda birbirinden oldukça farklı üç görüş var.

Bunlardan birincisi, fikri hakları, maddi haklar gibi yorumlayıp, bunlar gibi korumak gerektiği görüşü. Yani fikri hakların kalıcılığı görüşü. Bunun kabul edilmesi halinde Verdi’nin mirasçılarının beste üzerindeki haklarını nesilden nesle sürdürmeleri ve günümüzde birisi bu besteyi stadyumda tezahürat olarak söylediğinde mirasçıların gelip tazminat talep etmeleri gerekirdi. Bu demek oluyor ki, bu besteyi herhangi bir yerde icra etmeye kalkan bir kişi, telif hakkı ücreti ödemek zorunda kalırdı.

Diğer yandan, daha aşina olduğumuz ikinci önerme olan fikri haklarının süre kısıtlamasına tabi olması görüşü var. Buna göre bestesini ilk kez icra etmesini takiben, belirli bir süre boyunca Verdi’nin telif hakkını sürdürmesi gerekir. Bu süre, 25 yıl ya da ömür boyu ya da daha uzun bir süre olabilir, bu fark etmez. Önemli olan telif haklarının süre kısıtlamasına tabi olmasıdır. Belirli bir süre sonra, beste kamuya mal olur ve isteyen herkes bu çalışmayı dilediği gibi kullanır.

Üçüncü seçenek ise Verdi operasını yazdığı sırada İtalya’da uygulanmakta olan durumdur. Yani fikri hakların yokluğu. O dönem İtalya’sında, Verdi, operasını halka açık olarak sahneledi. Böylece eser, herkes tarafından değiştirilmeye, geliştirilmeye ve kullanıma açık hale geldi. Buna rağmen, bu durum, Verdi’nin Rigoletto ve diğer operalarından yüklü miktarda para kazanmasını engellemedi. Çünkü Verdi, o meşhur operanın yaratıcısı olarak ünlenmişti. Pek çok insan ekstradan para ödeyip, o meşhur operayı gerçek yaratıcısından ya da Verdi’nin resmi izin verdiği kişilerden izlemek ve dinlemek için can atıyordu.

Bu somut örnek aslında şunu gösteriyor: Sanatçıların yaratıcılığını körüklemek için fikri haklara gerek yoktur.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. James R. Otteson / Institute of Economic Affairs
Çeviri: Osman Mavuş
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.