Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

  • Free Will and the Brain [podcast]: Grant Bartley from Philosophy Now talks to Sam Coleman, Norman Bacrac, and Camilla Martin to discuss free will and it’s connection to the brain
  • Free Will Is an Illusion [article]: Physicist Victor Stenger comes to the conclusion that free will is an illusion and points to many works and people that have come to the same claim

ÖZGÜR İRADE VE İNSAN ONURU: BİR AŞK HİKAYESİ

İnsanlara mutlak bir tercih hakkı tanımalı mıyız? Bu konu üzerine düşünürken, geçmişimden bir hikayeyi bu vesileyle anımsadım. Bir Katolik erkek lisesinde 2. sınıfta okuyordum. Bize din eğitimi veren Peder Ray, Tanrı’nın biz insanlara neden özgür irade verdiğini şu hikayeyle açıklamıştı:

Demişti ki: ‘‘Farz edin ki sokakta yürüyorsunuz. Güzel bir kadın size doğru yürüyor. Sizin ise parmağınızı şıklatıp, o kadını anında size delicesine aşık etmek gibi bir yeteneğiniz var. Böyle bir özel yeteneğe sahip olduğunuzu bir saniye için hayal edin…’’ 14 yaşında lise öğrencileri olarak, bunu hayal etmek elbette hoşumuza gidiyordu. Şöyle devam etti: ‘‘Sizce bu özel yetenekten daha yüce, daha harika ne olabilir?’’ Ve tabii 14 yaşındaki ergenler olarak, cevabımız malumdu. ‘‘Hayır, hayır’’ dedi, ‘‘Böyle bir yetenekten çok daha harika olan bir şey varsa, o da kızın tamamen kendi arzusuyla size aşık olmasıdır.’’

Peder Ray, ahlakın özünü açıklayan derin bir fikir yürütmüştü. İşaret edilen nokta, Tanrı’nın neden bize özgür irade verdiğini açıklıyor. Tanrı koşulsuz itaatimizi sağlayabilir miydi? Tabii ki. Sonuçta o bir Tanrı. Ama bunu yapsaydı hem kendini hem de bizi alçaltmış olurdu. Bu bize ahlaken neyin doğru olduğunu bilmeyen varlıklar olarak muamele edildiği ve saygı duyulmadığı anlamına gelirdi.

İşin dini boyutunu bir kenara koyarsak, ahlakın özüne dair ortaya konulan bu derin yaklaşıma odaklanabiliriz. İnsana ahlaki doğruları aklıyla bulabilen varlıklar olarak saygı duymak, bazen kötü, bazen uygunsuz, bazen de kendilerinin bile sonrasında pişmanlık duyacakları tercihlerde bulunacağı halde, onlara seçim fırsatı tanımaktır. Seçim özgürlüğünü kabul etmek, insanlığın onuruna saygı duymaktır. “İyi”yi seçmeyi ve evet, bazen de “kötü”yü.. Ve ahlakı açıklayan bu yaklaşım, klasik liberalizmin de temelini oluşturur.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. James Otteson / Wake Forest University
Çeviri: Hilal Elif
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.