Çok az bir şeye sahip olanlar için bile mülkiyet hakları niçin önemlidir? Prof. Bell anlatıyor.

Konu hakkında daha derinlemesine okumalar yapmak isteyenler, aşağıdaki linkleri takip edebilirler;

In the Absence of Private Property Rights [Article]: Dwight R. Lee explains how private property is the necessary foundation of cooperation and human progress.

Property Rights [Article]: Armen A. Alchian defines the concept of property rights and the various ways they can be defined, allocated, and protected.

Property Rights [Article]: Karol Boudreaux explains the vital role property rights play in promoting growth, alleviating poverty, and conserving scarce resources (found on pp. 47-55).

Property Rights and Incentives in Africa [Audio]: Karol Boudreaux and EconTalk host Russ Roberts highlight the importance of property rights in creating incentives to serve one another.

The Economics of Property Rights [Article]: Andrew P. Morriss uses property rights to explain various patterns of social order.

The Role of Private Property in a Free Society [Article]: Peter Boettke demonstrates that clearly defined and enforced property rights are a prerequisite to economic prosperity and social harmony.

MÜLKİYET HAKLARININ GÜCÜ

Neden mülkiyet hakları var? Şüphesiz zengin insanlar bunu önemserler…


İyi evlerde yaşarlar, hoş arabalara binerler ve mülkiyet kanununun güvence altına aldığı tüm maddi imkanlardan yararlanırlar.

Fakat mülkiyet hakları sadece zenginler için değildir, hepimize hizmet eder.

Mülkiyet hakları; ev, araba ve benzeri şeylerle kimin neler yapacağının sınırlarını belirleyerek, bizlerin hep birlikte barış ve refah içerisinde yaşamamıza olanak tanır.

Üretken iş gücünü destekleyerek ve israfı caydırarak toplumsal dünyamıza hakim olur.

Hepimiz ondan istifade ederiz. Özellikle de en az şeye sahip olanlar. Nedenini görmek için, gelin, sahile doğru bir tur atalım.

Mülkiyet hakları olmadan nelerin yolunda gitmeyeceğini gösteren bir örnek ister misiniz?

Mülkiyet hakkı uyuşmazlığına konu olan ipotekli bir ev düşünün. Bir şeyin sahibinin belli olmadığı durumlarda, kimse o şeyi koruyup kollamak istemez. Sonuç: ihmal, harabe ve israf olur.

Mülkiyet hakları, evden arabaya, arabadan denizdeki dalgalara, her türlü kaynakla ilgili uyuşmazlıkları çözmemize yardım eder. Mesela denizdeki en büyük kırılmalar dahi, az sayıda da olsa, üstünde gidilebilir dalgalar oluşmasını sağlar.

Fakat malesef, her dalga, sadece bir kişiye su üzerinde duruş imkanı verir.

Şimdi birkaç iyi dalgayla, bir sürü sörfçüyü düşünelim, kıt kaynaklar üzerinde bir çatışma belirir ve mülkiyet hakları imdada yetişir.

Sörfçüler dalgaları paylaşmalarına imkan veren gelenekler oluşturmuşlardır. Mesela, ilk dalganın üzerine çıkan sörfçü, o dalganın tek sahibidir.

Fakat bu sörfçünün düşmesi, dalgayı kaçırması ya da köpüğe yakalanması halinde, bir sonraki sörfçü dalgayı devralabilir. Bu şekilde sörfçüler, dalgalar boşa gitmeden onları aralarında paylaşırlar.

Yani sörfçüler, dalgalardaki mülkiyet haklarına saygı gösterirler.

Bir sörfçüye ait olan dalgayı, başka bir sörfçü aldığında, hakkı yenen sörfçü ‘’benim dalgam’’ diye bağıracaktır. Birbirlerinin haklarına girdikleri sürece, kırıcı sözler hatta fiziksel darbeler ortaya çıkabilir. Dalgalardaki mülkiyet hakları size basit görünebilir ama sörfçüler onları çok ciddiye alırlar.

Klasik liberal bilginler de mülkiyet haklarını ciddiye alırlar. Sebebini öğrenmek için, ilgili kitapları inceleyebilirsiniz.

Neyse ki son zamanlarda hemen herkes, mülkiyet haklarının ekonomik büyümeyi teşvik ettiğinde hemfikir. Bununla beraber, klasik liberal düşünürler mülkiyet haklarının nereden geldiğine ve neden bu kadar önemli olduklarına dair bilhassa temel bir değerlendirmeye sahipler.

Klasik liberaller, mülkiyet haklarını, ‘iyiliksever ve ileriyi gören’ politikacılar tarafından yaratılan ayrıcalıklardan çok daha fazlası olarak görüyorlar.

Nobel ödüllü ekonomist Friedrich Hayek, tarih öncesinde dahi yer alan mülkiyet haklarının kökeninden şöyle söz ediyor: “Mülkiyet hakkının tanınmasının, en ilkel kültürlerin yükselişinden beri var olduğundan şüphe yoktur, ve şüphesiz ki, ‘uygarlık’ olarak adlandırdığımız şey, ‘kendiliğinden doğan düzen’in temelindeki bu hak üzerinde yükselir.”

Gerçekten de Hayek’in belirttiği gibi, “tartışmasız, bugüne kadar üzerinde tam olarak uzlaşılamayan ‘bireysel özgürlükler’ konusunda insanlığın keşfettiği tek çözüm yolu” olan mülkiyet hakları olmadan yaşamayı hayal etmek güçtür.

Hukukçu Randy Barnett’in de tanımladığı gibi ‘’İnsanoğlunun doğası ve yaşadığımız dünya gereği, mülkiyet hakları öylesine doğaldırlar ki, toplumda birbirleriyle mutluluk, barış ve refahlarını sürdürerek yaşayan insanlar için vazgeçilmezdir.’’

Öyleyse kabul edelim ki mülkiyet hakları insanlık için hayati önem taşıyor.

Peki servet eşitsizlikleri konusunda ne söylenebilir?

Felsefeci Robert Nozick’in dediği gibi bu tür eşitsizliklere engel olamıyoruz.

Nozick der ki: “kaynaklarını istediği gibi kullanmaya çalışan insanlara müdahale eden ya da sırf bazıları istediği için, sözkonusu kaynakları birilerinden alıp, birilerine dağıtan devleti ortadan kaldırmadığımız sürece” bu eşitsizliklere engel olamayacağız.

Eşitliği sağlamak adına, zenginliği dağıtmayı amaçlayan insanlar için, Nozick, alaycı bir ifadeyle şunu belirtti: ‘’ Özgürlük, kalıpları altüst eder’’.

Biz her halükarda, servetin yayılmasını desteklemeliyiz.

Lüks malları alabilecek güçte olanlar, yenilikleri tetikler. Bu, geniş kitleleri ilgilendiren piyasaları besler. Ve mülkiyet haklarına olan saygı, herkesin faydalanabileceği daha fazla zenginlik meydana getirir.

Avusturyalı ekonomist Ludwig Von Mises’in gözlemlediği gibi: “Kendine ait hiçbir şeyi olmayan fakir bir adam dahi o haliyle, bizim ürettiğimiz şeylerin az bir kısmını bile üretmekten aciz ve mülkiyet haklarının olmadığı bir ortamdan çok daha iyi yaşanacağını ispat eder”. Zenginden fakire, okyanustan dağın zirvesine, mülkiyet hakları bizim, barış, refah ve özgürlük içinde yaşamamıza olanak tanırlar. Hepimiz bunun kıymetini bilmeliyiz..

Kaynak: LearnLiberty.org
Konuşmacı: Prof. Tom W. Bell / Chapman University
Çeviri: Emel Odabaşı
Redaksiyon: Murat Çokgezen

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.