1990 yılından itibaren, kötü koşullar içerisinde yaşayan (günlük 1.25 $’dan az) insanların sayısında yarı yarıya azalma oldu. Peki bu nasıl meydana geldi? Çin ve Hindistan, eskiden yapmadıkları neleri yaptılar? Profesör Steve Daives, küresel yoksullukla en etkili mücadele yöntemini anlatıyor. Konu hakkında daha derinlemesine okumalar yapmak isteyenler, aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

A Hopeful Continent [article]: The Economist traces the progress that African countries have made in increasing income and discusses why we should be hopeful for the future

The End of Poverty, Soon [article]: Nobel Laureate Jeffery Sachs gives an insider’s perspective on how different private and public international organizations are working to end poverty

Romer on Charter Cities [podcast]: Russ Roberts sits down with Paul Romer to discuss the idea of charter cities as a way of helping the poorest of the poor around the world.

Rockstar Capitalism in the Developing World [article/video]: Greg Lane breaks down and discusses Bono’s remarks about the importance of free trade and commerce as a way to lift Africa out of poverty

Free Trade and the Climb Out of Poverty [article]: Steven Horwitz explains the role of free trade in pulling people out of poverty

2013 Index of Economic Freedom [interactive map]: The 2013 Index of Economic Freedom

It Takes More than Free Trade to End Poverty [article]: Nobel Laureate Joseph  Stiglitz discusses what he believes is necessary for ending global poverty

KÜRESEL YOKSULLUK ile NASIL MÜCADELE EDİLİR?

Bazılarına göre iyi haberler beş para etmez, belki de bu yüzden son 20 yılın en önemli hikayesi olduğunu düşündüğüm şeye dikkat etmiyoruz. Bu, dünya üzerinde ‘mutlak fakirlik’ yaşayan insanların sayısındaki
muazzam gerilemedir. 1990 yılında, Birleşmiş Milletler, büyük bir istek ve arzu ile Birleşmiş Milletler Binyıl Kalkınma Hedeflerini belirledi. En önemlilerinden birisi, 2015 yılının ilk yarısına kadar ‘günlük 1.25$’ ın altında bir miktar ile yaşayanlar’ olarak tarif edilen, mutlak fakirlik içinde yaşayan nüfusun oranını düşürmekti. Aslına bakılırsa bu hedef gerçekleştirildi. Hatta başarmak ile kalınmayıp, 5 yıl öncesinden, 2010 yılında gerçekleştirildi. Bununla birlikte, bir diğer arzulanan amaç, ‘temiz su olanakları bulunmayan insan sayısı’nı yarıya düşürebilmekti ve bunu da başardılar. Hem de yine 5 yıl öncesinden. Peki buna olanak sağlayan şey neydi?

Bunun başlıca nedeni, dünyanın en büyük ve geniş nüfusuna sahip olan Hindistan ve Çin’deki değişimlerin altında yatıyordu. 1990 yılında, Hindistan’da nüfusun %51’ i mutlak fakirlik içindeydi. 2015’ e kadar bu oran %22’ lere kadar düşmüş olacaktır. Rakamlar Çin’ e gelince daha da içler acısı bir hal almaktadır. 1981’de Çin nüfusunun %65’ i mutlak fakirlik içindeydi. 2007 yılına doğru, bu oran %4 oranına kadar düştü. Nedeni ise çok bariz. Bunun nedeni Çin için 1980, Hindistan için 1990 ve diğer dünya ülkeleri için 2000’li yıllardan itibaren başlayan, serbest piyasa ve ticaret dostu politikalardaki büyük değişimlerdir.

Ülkeler dünya ekonomisine ayak uydurdular. At gözlüklerini çıkarıp, serbest ticarete doğru yöneldiler. Devletin, yatırımcılar, alım satım ve ticaret üzerindeki kontrol mekanizmasını azalttılar. Serbest piyasa ve özel mülkiyete yönelip, devlet planlamalarından ve ekonomi kontrol mekanizmasından uzaklaştılar. Sonuç olarak muazzam bir ekonomik devrim yapıp, dünya genelinde yoksulluk batağına saplanmış insan sayısında büyük çapta bir düşüş elde ettiler.

Şu an hala önümüzde aşmamız gereken engeller var. Her ne kadar günlük 1.25$’ın altında yaşayan insan sayısını azaltmış olsak da, hala onlardan çok var. Ayrıca günlük 2-4$ ile geçimini sağlayan insan sayısında da düşüş olmakta fakat bu düşüş günlük 1.25$ ile geçinenler kadar hızlı bir ilerleme göstermemektedir. İşte bunlar bizim önümüzdeki zorluklar, yani bu tür yoksullukları en aza indirmek. Bunlara rağmen, iyi haber, ne yapılması gerektiğini biliyoruz. Bunları gerçekleştirmek için nelerin peşinden gitmemiz gerektiğini biliyoruz. 20 yıldır peşinden gittiğimiz serbest ticaret, ekonomiyi ve ticareti özgür kılma politikalarına sıkı sıkıya tutunmalıyız. Bizim her durumda kaçınmamız gereken şey devletleri yeniden bizi korumacılık ve ekonomiye müdahale zamanlarına döndürmelerine izin vermektir. Eğer bunlardan kaçınır ve 20 yıldır yaptığımız şeye sıkı sıkıya bağlanırsak, 20 sene önce imkansız gelen bir şeyi dört gözle bekleyebiliriz: Gerçek anlamda küresel yoksulluğun ortadan kaldırılması.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Dr. Steve Davies / Institute Of Economic Affairs
Çeviri: Burak Özcan

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.