Konuyla ilgili daha derinlemesine okumalar yapmak isteyenler, aşağıdaki linkleri takip edebilirler;

Sugar tariffs are sweet for special interests, sour for the rest of us [article]: Art Carden argues that sugar protectionism is “a textbook example of a policy that wastes resources.”

Introduction to Public Choice Theory [article]: An introduction to public choice that reviews the concept of concentrated benefits and dispersed costs

A Six-Point Defense of Farm Subsidies [article]: Alabama Cooperative Extension System’s defense of farm subsidies

How the Government Encourages Obesity: The High Fructose Corn Syrup Story[blog post]: An article focusing on the health and environmental impacts of American corn/sugar policies

Why Do We Pay Agriculture Subsidies [article]: A detailed piece on the allocation of agricultural subsidies to various plants

History of the Sugar Program [article]: A timeline of the economic controls put on sugar from 1789 to 2011

Desert Island Game (game, beginner): Can you learn something about trade and cooperation by being marooned on a desert island?

Trade Ruler (game, advanced): As the Supreme Ruler of an island, you want the country to prosper. By engaging in international trade, you can achieve this goal.

KOLANIZDA NEDEN MISIR VAR?

Kola’nın 1984 yılına kadar şeker kamışından yapıldığını, ama sonra bunu mısır şurubu ile değiştirdiğini biliyor musunuz? Bu değişikliğin neden yapıldığını merak ediyor olmalısınız. Tasarruf etmek için. ABD’de şeker, dünyanın diğer ülkelerine kıyasla iki kat daha pahalıydı. Fakat neden? Bu, ekonomistlerin çok bahsettiği bir kavram ile açıklanabilir: konstantre faydalar ve dağınık maliyetler.

Şöyle izah edeyim. 1982 yılında Başkan Reagan şeker ithalatına kota getirdi. ABD kotalarla, yerli üreticileri korumak için bazı şeylerin ithalatını yasakladı. Şeker tedarikçilerine kota koyduğun zaman fiyatlar yükselir. Bu basit bir arz ve talep mekanizmasıdır. Sonuç olarak, Amerikalı tüketiciler, bu kotadan sonra daha pahalıya şeker ve şeker ürünlerini satın aldılar. Ticaret bakanlığının yaptığı çalışmaya göre kotanın tüketiciye yansıması yaklaşık yıllık 3 Milyar Dolar..

E o zaman niçin hükümet neden tüketicileri ve seçmenleri incitecek bir yasa çıkarsın? Bu politik bir intihar değil midir? Aslında, hayır. Çünkü 3 milyar dolar bütün bir nüfusun tüketicilerinin ödediği dağıtılmış maliyettir. Her birey, şeker için, yılda yaklaşık 10 $ fazla öder. Yani biz farketmeyiz bile. Çoğumuz kotanın varlığından bile habersiz. Bilsek bile kim gidip bunu nereye şikayet edecek? Bütün bu sıkıntı 10$ için değer mi? Aynı zamanda kotanın faydaları çok konsantredir. 1980 ile 1998 arasında her Amerikalı şeker üreticisi her yıl yaklaşık 3 Milyar dolar ekstra ciro yaptı, dolayısıyla bu yasaların bu şekilde kalması için zaman ve para harcamayı göze almış haldeler. Adamlarını politikacılara gönderip lobi yaptılar ki, yabancı rekabetine maruz kalmasınlar.

Eğer kota kaldırılırsa, çok para kaybedebilirlerdi. Bazıları işlerini bile kaybedebilirdi. Bir tarafta, bu korumacı politikaya ülkenin ve sektörün ne kadar da ihtiyacı olduğuna sizi ikna etmeye çalışan lobiciler, diğer tarafta ise sesi o kadar da size ulaşmayan vatandaşlar. Tercihiniz kimden yana olur? Bu çok açık değil mi?

Konsantre faydalar ve dağınık maliyetler. İşte hükümetler politikalara buna göre karar veriyorlar. Dolayısıyla, hesap kabiliyetimizi geliştirip, bu müsrif harcamalardan kurtulmak için neler yapabiliriz? Maalesef, devlete belli bir grubun çıkarlarına hizmet eden politikalar oluşturabilme imkanı tanıdığımız sürece, bu, sözkonusu lobicilik faaliyetlerini cazip kılacak. Eğer, sözkonusu büyük tarım üreticilerinin ve diğer bazı kuruluşların bu tür lobilerini engellemek istiyorsak, bunun tek cevabı: devleti sınırlandırmak. Daha çok düzenleme problemleri çözmeyecektir.

Kaynak: Learnliberty
Konuşmacı: Prof. Dr. Diana Thomas / Utah State University
Çeviri: Pınar Demirci
Redaksiyon: Soner Bastiat

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.