İŞ DÖNGÜSÜ HAKKINDA: KEYNESYEN TEORİ

Keynesyen modeli basitçe açıklayalım. Keynesyen veya yeni Keynesyen olsun, hepsinin ana fikri şudur: Ekonomik daralmalar genelde toplam talepteki keskin düşüşlerden kaynaklanır. Toplam talebi kabaca “tüketim” olarak düşünebiliriz. Formülleştirirsek toplam talep; tüketim, yatırım ve kamu harcamasının toplamı anlamına gelir. Bunu, gelirlerin hizmet ve mal üreticilerine akışı olarak düşünebiliriz. Tüketim, yatırım ve kamu harcamasının toplamı. Eğer toplam talepte bir düşüş yaşanırsa, bu doğal olarak hizmet ve mal üretimine giden kaynak akışı da düşürecek veya önceki dönemlerden düşük olacak veya istediğimiz büyüklükte olmayacaktır. Bu ekonomik denklik sorunlarını da beraberinde getirecek.

Peki, ekonomi bu sorunun altından ne kadar iyi kalkabilir? İşte burada bir “denge” kavramından söz edilir. Eğer harcama akışı düşmeye başlarsa, aşağı yukarı aynı oranda ücretler de düşecektir. Yani harcamalar düşse de, giderler ve maliyet de düşecek, işletmeler daha önceki dönemdeki kârlılıklarını ve üretim hacimlerini koruyabilecektir.

Her ne kadar dengeye ulaşmak mümkün gibi görünse de, genellikle bu olmaz. Bu sorunu, iktisatçılar fiyat ve ücret yapışkanlığı diye tanımlar. Şimdilik ücret yapışkanlığına yoğunlaşalım. Genellikle işletmeler için en büyük maliyet, çalışanların ücretleridir. İşe almak, birisine ücret karşılığı iş yaptırmak… Eğer geliriniz azalma eğilimindeyse , aynı kârı almayı sürdürebilmek için çalışanlarınızın ücretlerini düşürmeniz oldukça zordur. Çalışanlar ücret düşürülmesinden hoşlanmazlar. Bunun nedenleri duygusal olabilir; biz iktisatçılar, bunu “davranışsal” olarak tanımlarız.

Bunu daha çok motivasyon bakımından düşünmek gerekir. Eğer bir şirkette yedi yıldır çalışıyorsanız ve durup dururken maaşınızda kesintiye gidilirse, artık size yeteri kadar değer verilmediğini, belki de kovulacağınızı düşünürüsünüz. Size iyi davranılmadığını hissedersiniz. Patronun arkasından konuşmaya başlar, sıkı çalışmayı bırakırsınız. Hatta belki de hızınızı alamayıp üretimi sabote edersiniz. Maaş indirimine gidilmesi oldukça maliyetli olduğu için genellikle işverenler tarafından uygulanmaz. Bu bakımdan maaşlar bir bakıma yapışkandır.

Oldukça sık rastlanan bir durum ise, gelirlerin düşüşe geçmesiyle işverenlerin işçi çıkarması ve işsizliğin artışa geçmesidir, ki işçi çıkarmaya genelde en düşük yetenekli çalışanlardan başlanır. İnsanlar işsizse, tüketimleri de azalır. Tüketimdeki bu azalış, diğer iş alanlarında da iflaslar veya gerilemelere yol açar ve ekonomi bir küçülme döngüsüne sürüklenir. . İktisatçılar toplam talebin keskin düşüşüne yol açan bu durumu, fiyat ve ücret yapışkanlığı olarak adlandırır.

[Keynesyen Teorinin Güçlü Yanları]

Keynes modelinin en güçlü yanlarını şu şekilde sıralayabiliriz. İlki, pratikte piyasanın yaşadığı dalgalanmaları açıklamasıdır. Eğer iktisat tarihine bakarsanız, birçok vakada en belirgin sorunun toplam talebin düşüklüğü olduğunu görebilirsiniz. Bence buna en klasik örnek Büyük Buhran’dır. 1929 – 1932 tarihleri arasında Birleşik Devletler’de birçok banka iflas etmiş, insanlar bu bankalardaki hesaplarını tamamen kaybetmiş veya değer kaybı yaşamış. Tüketici harcaması oldukça azalmış. Toplam talep ağır bir darbe almış. Bunun sonucunda toplam üretimde büyük bir azalışla karşı karşıya kalındığını görebiliriz.

Keynesyen model, Büyük Buhran’ı bazı açılardan anlatmakta oldukça başarılıdır.

[Keynesyen Modelin Zayıf Noktaları]

Modelin zayıf yönleri de mevcuttur. İlki, tüm ekonomik darboğazların sebebinin toplam talepteki düşüş olmayışıdır. İkincisi, bu modelin tedaviden ziyade, teşhis etme yöntemi olmasıdır. Genellikle Keynesyen iktisatçılar, ekonomik darboğazdan çıkabilmek için, aktif para veya aktif maliye politikası önerirler. Tarihteki bir çok örnek bize, maliye politikalarıyla iyi sonuçlar alınamadığını gösteriyor . Bence para politikası bu konuda çok daha etkili bir yol. Ama böyle bir yöntem izlemek için Keynesyen modelin tamamını uygulamanız gerekmiyor. Scott Sumner ve ben, bu akımı yeni-parasalcılık olarak tanımlıyoruz. Sofistike bir miktar teorisi olmasının yanında, Keynesyen görüşün artık aşırıya kaçan teorik bölümlerinden ziyade sadece başarılı kısımlarını almış oluyorsunuz. Bunlar, Keynes modeline yönelik eleştirilerin en öne çıkanlarıdır.
Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Tyler Cowen / George Mason University
Çeviri: Efe İnan
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.