Hükümetler popülizme ve ‘süperman’liklerine bir son verip, harcamaları kısarlarsa ne olur? Durgunluk mu? Kriz mi? İşsizlik mi? Dr. Steve Davies, Kanada, Yeni Zelanda, Amerika ve İsveç’ten tarihi örnekler verip, konuyu tartışmaya açıyor.

Hükümetler Harcamaları Kısarsa?

Yakın tarih ve uzak geçmiş bize, harcamaları bütçe kesintileri ve parasal sıkılaştırma aracılığıyla kontrol altına almanın kârı kısa ve orta vadeye taşıdığını söyler. Bunun en bariz örneği Kanada’dır. Kanada’nın kamu maliyesi 1990’larda gerçekten korkunç bir haldeydi. Onlar da sert bir şekilde önlem aldılar. Paul Martin’in Kanada’da Liberal Parti hükümetinde maliye bakanı olarak görev yaptığı sırada yüzde 10’luk kesintiyi kuruldan geçirerek uygulamaya koydular. Bunun sonucunda, Kanada son finansal krizden sadece yüzeysel olarak etkilendi ve kamu maliyesi de kesinlikle çok iyi bir durumda.

Bir diğer örnek, kamu maliyesinin tehlikeli durumunu gidermek için, 1990’larda sosyalist olan ve olmayan hükümetlerce çeşitli adımların atıldığı İsveç. Ve yine sonuç olarak, bugün İsveç’in elinde büyük bir miktar para var. Para harcamak isterlerse, önemli harcama kesintileri veya büyük vergi artışları gibi olasılıklara yönelmiyorlar. Tersine, vergileri azaltma fırsatını kolluyorlar. Manevra yapabilecek alanları var. Vergileri azaltarak tüm vergi mükelleflerinin üzerindeki yükü hafifletebilirler. Aksine aşırı harcamayı sürdürmekte ısrar eden ülkeler ve hükümetler ise kendilerini hareket etme kabiliyetlerinin hiç olmadığı bir durumun içinde bulurlar ve gelecek nesillerin üzerine devasa bir borç yükü yüklemiş olurlar.

Bugün harcamaları kesmenin ileride ekonomiyi gerçekten yavaşlatacağına ve çift dipli resesyona veya ekonomik durgunlukta bir artışa yol açacağıyla ilgili popüler fikre dair hiçbir tarihsel dayanak yoktur. İkinci Dünya Savaşı sonrası Amerika Birleşik Devletleri buna çok iyi bir örnektir. Şimdi anlaması zor, fakat 1945-1946’da savaş bittiğinde ve askeri harcamalar sona erdiğinde, Birleşik Devletler’de daralmaya ve hatta Büyük Buhran’a dönüleceğine dair tahminler yapılıyordu. Kesildiğinde bütün bu hükümet harcamalarının ekonomik aktivitede bir çöküşe yol açacağına dair genel bir beklenti mevcuttu. Gerçekte ise, bunun tam tersinin gerçekleştiğini biliyoruz. Savaş yıllarının savunma harcamaları aşağı düşerken ve devlet, Truman ve sonra Eisenhower yönetimleri altında olduğu gibi geri çekilirken Birleşik Devletler’de ve elbette aynı süreçten geçen diğer ülkelerde sonuç, muazzam bir sürdürülebilir büyüme dönemiydi.

Kamu harcamalarında önemli azalmalar gerçekleştirmiş olan Kanada, Yeni Zelanda ve bir dizi farklı ülkede göze çarpan belirginlik; ekonomik büyümenin, aslında kamu harcamalarındaki bu önemli düşüşlerin ardından hızlanmasıdır. Bazı yönlerden bu oldukça açıktır, ve üzerinde durulması gereken konunun neden bu olması gerektiğini görmek de kolay. Çünkü bunun nedeni, hükümete borç olarak verilebilecek veya vergilerle hükümet tarafından alınabilecek paranın üretim amaçları gibi hedefler için kullanılabilir hale gelmesidir.

Ayrıca burada; borçların ödenmesiyle ilgili olası vergi artışlarından da korkulmadığı için, insanların gelecekten daha emin olduğu gibi bir gerçek var. Ve kendilerini üretken yatırımlar yapıp harekete geçecek kadar güvende hissettiklerinden, bu daha fazla zenginlik ortaya çıkarıyor.

Dolayısıyla, hükümet harcamalarındaki azalmanın, insanların iddia ettiği türden etkilere yol açacağına dair hiçbir delil olmadığını söyleyebilirim. Ve birçok kanıt, aslında bunların tam tersini gösteriyor.

Kaynak: Learnliberty
Konuşmacı: Dr. Steve Davies / Institute of Economic Affairs
Çeviri: Muhammed Alparslan Şamhal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.