Neden ‘hukukun üstünlüğü’ bu kadar önemli? Hukukun üstünlüğü demek, birilerinin keyfi muamelerinin öznesi olmamamız demek. Korkusuzca, başkalarına apaçık zarar vermediğimiz sürece, özgürce yaşayabilmememiz, düşünebilmemiz, yazabilmemiz ve konuşabilmemiz demek. Hukuk profesörü Bell, hukukun üstünlüğü ilkesinin, sivil bir toplum için ne kadar gerekli olduğunu anlatıyor. Konu hakkında daha derinlemesine okumalar yapmak isteyenler, aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

Constitutional Principles: The Rule of Law (Video): The Bill of Rights Institute provides brief scholar interviews and an engaging historical narrative.

Two Treatises of Civil Government [Article]: John Locke’s classic defense of natural rights, especially property rights, and of government limited to protect those rights.

Law, Legislation, and Liberty, Volume 1: Rules and Order [Book]: FA Hayek constructs the framework necessary for a critical analysis of prevailing theories of justice and of the conditions which a constitution securing personal liberty would have to satisfy.

Rule of Law, Development, and Human Capabilities [Article]: J. Robert Subrick and Peter J. Boettke examine the impact of the rule of law on human capabilities.

Economics and the Rule of Law: Order in the Jungle [Article]: The Economist explores the history of the relationship between the rule of law and development economics.

Hukukun Üstünlüğü

San Clemente’nin en iyi mini-AVM’sine hoş geldiniz. Burada, kondomlardan biraya, çörekten, ucuz pizzaya, pipolardan sigaraya, oradan piyango biletlerine kadar, mutluluğunuz için ihtiyacınız olan her şeyi tek alışveriş sepetine doldur
abilirsiniz.

Alışveriş çılgınlığı yapacaksanız, acil bir şeyler alacaksanız tam yerine geldiniz. Herkes burada hoşuna gidecek bir şeyler bulabilir. Daha önemlisi, herkes burada hoşuna gitmeyecek, pornografik, bağımlılık yapıcı, “tehlikeli” diyerek eleştirecek bir şeyler de bulabilir. Buna rağmen burası faal ve insanlarla dolu. Bu AVM hoşgörü, hürriyet ve serbest ticaret erdemlerini temsil eden bir heykel gibi dimdik ayakta. İşte bunu hukukun üstünlüğüne borçluyuz.

Hukukun üstünlüğü, temelde, herhangi bir hareketimizin mahkemelerde sürünmemize sebep olup olmayacağını önceden ön görebilmemizi sağlar. Bu amaçla hukukun üstünlüğü, insanların hukuk kurallarına kolay erişim sağlamasını ve bu kuralların geçmişe değil ileriye doğru işlemesini temin eder. Hukukun üstünlüğü, hukuk önünde eşitliği ima eder, hiç kimse hukukun üstüne çıkamaz.

Aristo bu konuyu binlerce yıl önce şöyle açıklamıştır; “Hukukun üstünlüğü…herkes tarafından tercih edilir. Buna uygun olarak, bazı insanlara yönetme hakkı tanınsa bile, bu sadece onların, hukukun muhafızları ve koruyucuları olmaları anlamına gelmelidir.”

John Locke, İkinci İnceleme adlı kitabında, bundan şöyle bahsetmiştir; “Bireylerin özgürlüğü, işleyen bir hukuk sistemine sahip olmalarına, bu hukuk sisteminin o topluluğun tüm üyelerine uygulanmasına, hukukun meşru yasama organı tarafından yaratılmış olmasına, hukukun çizdiği sınırlar içinde kalmak kaydıyla, bireysel iradelerinin götürdüğü her yere gidebilmelerine ve diğer insanların dengesiz, belirsiz, bilinmeyen, keyfi iradelerine tabi olmamalarına bağlıdır.”

Siyaset teorisyeni Thomas Paine, şu coşkulu mottosuyla 1776 Amerika devriminin sesi olmuştur: “AMERİKA’DA KRAL HUKUKTUR.”

Hukukun üstünlüğü olmadan, bu alışveriş merkezi muhtemelen hiç VAR olmazdı. Zira, eğer hukuk yoksa, gayrimenkul yatırımları ya da uzun vadeli sözleşmelerin gerektirdiği güven ortamı ortaya çıkmaz. Gerçekten, hukukun üstünlüğü olmasaydı, büyük ihtimalle basit bir değiş tokuştan fazla bir ticari hayat ortaya çıkmazdı.

Peki ‘Hukukun üstünlüğü’, basit bir prosedür müdür? Yoksa sözkonusu yasaların içeriği de önemli midir? Klasik liberal gelenekten gelen düşünürler, hukukun üstünlüğünün eğer tek bir anlamı olsaydı, bunun devlet gücüne karşı bireyleri koruma görevi olacağını belirtir. Nobel ödüllü ekonomist Friedrich Hayek hukukun üstünlüğünün katı ilkelerinin, onun içeriğine de şekil verdiğini söyler. Hukukun üstünlüğü, kapsayıcı devlet gücüne karşı bireyleri korumalıdır, çünkü aksi takdirde, büyük güç büyük karmaşa yaratır. “Eğer hükümet kaç inek yetiştirileceğine, kaç otobüsün nereden nereye sefer yapacağına, hangi madenlerin kazılacağına, ayakkabıların kaç paraya satılacağına karar verir hale gelirse, bu kararları uzun vadede planlaması imkansız hale gelir. Hukuk her şeyi kontrol etmeyi denerse, tüm ayrıntıları doğru şekilde karara bağlamayı kesinlikle beceremez. Hayek hukukun üstünlüğünün yasa koyucunun şu sınırla sınırlandırılmasına bağlı olduğu sonucuna varmıştır: “Bireyin devredilemez ve vazgeçilemez haklarının tanınması ilk kuraldır.”

Bu görüşe göre, hukukun üstünlüğü sadece resmi devlet formlarını doldurmaktan ibaret olamaz. Size Thomas Paine’den esinlenmiş o cesur devrimcilerden biri olan James Madison’ın şu ders niteliğindeki sözünü aktarmak istiyorum: “Eğer kanunlar okunamayacak kadar hacimli ya da anlaşılamayacak kadar muğlak olurlarsa, daha yayınlanmadan ilga edilir ya da değiştirilirlerse, ya da ardı arkası kesilmeden değişikliğe uğrayarak yarın o kanunların ne olacağına dair hiçkimse bir tahmin yürütemez hale gelirse, o kanunların insanlara pek de bir faydası olmaz. Hukuk, bir kurallar bütünü olarak tanımlanır; ama az bilinen ve sürekli değişen kurallar nasıl bir güven ortamı yaratabilir ki?”

Bu alışveriş merkezinin büyük bir değer sayesinde, hukukun üstünlüğü sayesinde ayakta durduğu hakikatini teslim etmek için burada sunulan iyi-kötü tüm mal ve hizmetleri beğenmek zorunda değilsiniz. Hukukun üstünlüğü bize huzur ve refah içinde birlikte yaşayacak bir sivil toplum için gerekli olan çerçeveyi sağlar. Hukukun üstünlüğü sayesinde teker teker her birimiz tercih hakkı sahibiyiz; her birimiz bu mal ve hizmetlerden hangisini tercih edeceğimizi kafamıza göre seçebiliriz. Ben mi? Ben saç kesimi için buradayım.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Tom W. Bell / Chapman University
Çeviri: Osman Mavuş

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.