Kapitalizm hakkında en büyük 3 efsane nelerdir ? Harvard Üniversitesi’nden Prof. Miron anlatıyor.

Konu hakkında daha derinlemesine gitmek isteyenler aşağıdaki kaynakları inceleyebilirler ancak dil ingilizcedir;

    • What Is Regulatory Capture? (Video): Susan Dudley explains how regulations actually benefit the regulated industry at the expense of consumers
    • Equality and Capitalism [Article]: Donald Boudreaux provides compelling evidence that suggests that capitalism distributes material wealth far more evenly than most people realize.
    • The House That Uncle Sam Built [Article]: Steven Horwitz and Peter Boettke demonstrate that the most recent financial crisis was caused by government intervention, not the free market
    • The Crisis of Credit Visualized (Video): Jonathan Jarvis breaks down the complexity of the recent crisis of credit and explains it using everyday language and visuals.
Dünya tarihine bir bakın. Yaşam standardında müthiş bir artış meydana geldi  çünkü özel sektör  yeni ürünler üretti, insanlara iş olanakları yarattı, insanların fakirlikten kurtulmalarını sağladı ve onlara kazançlı, üretken,  makul bir yaşam kazandırdı. Daha kapitalist bir sistemde tüm bunlardan daha fazlasına sahip olabiliriz ve bu, tüm dünyanın hayrınadır. Tabi lüzumsuz regülasyonlardan vazgeçtiğimiz takdirde.
                Adım Jeff Miron;  Harvard Üniversitesi Ekonomi Bölümünde öğretim üyesiyim. Kapitalizm hakkındaki üç efsaneye ilişkin konuşmak istiyorum.
                Birinci efsane, kapitalizmi desteklemekle, iş dünyasını desteklemenin aynı şey olduğuyla ilgili. Hiçbir önerme gerçeklerden bu denli uzak olamaz. Kapitalizmin gayesi, içinde dinamik bir rekabetin mevcut olduğu bir piyasa tesis etmektir; zaten tüketicinin çıkarına olan da budur. Bu sadece ve sadece iş dünyasının çıkarına değildir; çünkü para kazanmak isteyenler gerçekten çok ama çok çalışmak zorunda kalırlar. Birçok şirket bunun farkındadır ve buyüzden bu düzenden hoşlanmazlar. Bıkıp usanmadan devletin piyasaya muhtelif kurallar koymasını, sektöre çeşitli kısıtlamalar getirmesini, kendi işlerine gelen regülasyonlar, kurallar yaratmasını isterler ki bunlar hiç de tüketicinin menfaatine değildir. Sonuçta kapitalizm dediğimiz şey, tüketicinin lehinedir;  o da en nihayetinde çıkarını desteklediğimiz kitledir.
                2. efsane ise, “kapitalizm adaletsiz gelir dağılımı yaratıyor” önermesidir. Kapitalizm gerçekte ne yapar? Üretken insanları, saatlerce çalışan insanları, yetenekli insanları, iyi fikirlerle ortaya çıkan insanları ödüllendirir.  Bu insanlar yaptıkları işler sonucunda mükafatlandırılır ve tabi bunları yapmayan insanlar daha az şeye sahip olurlar. Endişelenebilecek bir mesele varsa, o da, pek bi vasfı olmayan insanlardır. Onlar kendi başlarına fazla kazanamayabilir ve bu insanların yoksullukla mücadeleleri için desteklenmesi makul birşeydir. Gelgelelim bu, kapitalizme müdahale etmek demek değildir. Ekonomiyi verimsizleştiren ve pastayı daha da küçülten şeyler, fiyat kontrolleri veya üretim miktarını kısıtlamak gibi şeylerdir. Müdahale bunlardır. İşte asıl bunun gibi müdahaleler, ekonomiyi daraltacağı için, talihsizlik içinde olan insanlara yardım etmeyi daha da zor hale getirir.
                3. efsane ise, kapitalizmin son krizden ve resesyondan sorumlu olduğu önermesidir.  Tabii ki gerçekler yine bunun tam tersi… Öncelikle, aklıselim hiçkimse ; krizden ve yaşadığımız emlak balonlarından önce ortada kuralsız bir kapitalizm falan olduğunu iddia edemez . Devletin; risk alanları sübvanse eden müdahaleleri, piyasaya aşırı ucuz para vermesi ve  gayrimenkul sektörüne yaptığı muazzam müdahaleler, bu sektöre aşırı ve suni bir yatırım yapılmasına yol açtı.  Eğer birileri bundan bir neticeye ulaşacaksa, bütün açıklığıyla şunu önerebilir ki asıl; Kapitalizme müdahale etmek mali krizler, resesyonlar üretir.  Çünkü tecrübe ettiğimiz şey; bizzat devletin, insanları yüksek riskler almaya yöneltmesi, ayrıca gayrimenkul ve yatırım sektörüne yaptığı lüzumsuz teşvikler… Özel sektör de bu teşviklere kayıtsız kalmadı, o da sütten çıkmış ak kaşık değil. Ama sebeplere bakıldığında bu yaşananlardan kapitalizm ya da özel sektörün kendisi sorumlu değildir, asıl sebep uygulanan kötü politikalardır. En önemlisi; devlet  fuzuli risk alan insanları kurtardıkça, gelecekte daha çok insan aynı riski almaya teşvik edilmiş olacaktır. Ve ne yazık ki Wall Street, TARP ve bütün merkez bankası politikaları, bu riskleri alanları, aldıkları risklerin gerçek bedellerini ödeme zorunluluğundan kurtarmaktadır.
*TARP: (Sorunlu Varlıkların Kurtarılması Programı)
Kaynak: LearnLiberty.org
Çeviri: Batuhan Durmuş
Seslendirme: Semih Bedir

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.