Hakların kaynağı nedir? Farklı hak tanımları arasındaki bu ayrımlar nereden kaynaklanıyor? Liberaller arasındaki birbirinden farklı yaklaşımların pratikteki yansımaları nedir? Felsefe profesörü Aeon Skoble anlatıyor…Konu hakkında daha derinlemesine okumalar yapmak isteyenler, aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

The Philosophy of Liberty  (Video) An ISIL animated video on the philosophy of liberty and self-ownership.

Deontological Ethics  [Article]: Larry Alexander and Michael Moore provide a concise summary of the philosophy of deontology, as contrasted with consequentialism.

Rights  [Article] A classic piece by Henry Hazlitt on rights and their many conceptions.

Do Our Rights Come from the Constitution?  [Article] Jacob G. Hornberger’s look at where our rights come from.

Hakların kaynağı nedir?

“Tanrının bahşettiği haklar” ifadesini duymuşsunuzdur belki. Haklarımız tanrıdan mı gelir? Hepsi tanrıdan gelmez elbette… İş yerimden belirli bir gün kadar hastalık izni alabilirim. Bunlar iş sözleşmemin sağladığı haklardır, tanrının değil. Ya da ‘oy hakkı’mın kaynağı yasalardır. “Hak” kavramını farklı alanlarda kullandığımızdan dolayı, bazen yasal veya sözleşmeye bağlı hakları ve ahlaki ve doğal hakları birbirine karıştırırız. Sözleşmeye bağlı hakların, sözleşmelerden kaynaklandığı aşikardır, ancak ahlaki hakların asıl kaynağı nedir ve bu soru önemli midir? Filozoflar ahlaki hakların kaynağı konusunda uzun zamandır tartışmaktadırlar. Felsefe dersi almışsanız, muhtemelen konuya aşinasınızdır.

Filozoflar kapsamlı bir etik kuramı çerçevesinde hakların izahatini yapmaya çabalarlar. Örneğin bazı filozoflar faydacıdır. En fazla sayıda kişiye mutluluk getiren eylemin en ahlaki eylem olduğunu düşünürler. Bazı filozoflar deontolojisttir. Deontolojistler kural temelli bir etik anlayışı ortaya koyarlar. Ahlaken en iyi olan, bu kuralları takip etmektir. Bu teoriler taban tabana zıt gibi görünüyor. Birincisi sonuçlara, diğeri kurallara vurgu yapar. Başka filozoflar ise haklarımızın tanrı veya doğadan kaynaklandığını düşünür. Bağımsızlık Bildirgesi “tanrı tarafından bahşedilmiş haklar” ifadesini kullanır. Ancak ilginçtir ki, bütün bu teoriler, pratikte neredeyse aynı yere varır.

‘Barışçıl toplantı hakkı’nı göz önüne getirin. Yüksek Mahkeme, yerel yönetimlere toplantıları regüle etme hakkını verdi. Örneğin insanlar o saatlerde uyuduğu için gece yarısından sonra gösteri yapma yasağı, muhalifleri bastırma noktasına gelmedikçe kabul edilebilir. Buna karşılık, gay haklarını savunan bir grubun veya gazilerin gösteri yapmasına yasak koymak kabul edilemez. Burada asıl soru şudur: Neden ‘toplantı hakkı’ olmalıdır? Anayasal haklarımızın bazı ahlaki temelleri olmalıdır.

Size iyi haberlerim de var. Haklarımızın tanrı veya doğadan kaynaklandığını düşünenler, toplantı hakkına doğal kapasitemizin bir parçası olarak değer verirler. ‘Kuralcı’lar ise ifade özgürlüğüne, bireyin özerkliği ve saygınlığı temelinde değer verecektir. Faydacılar ise marjinal grupların yaptığı toplantıları yasaklamanın uzun vadede geri tepeceğini ve aykırı fikirlere yönelik baskıların toplam mutluluğu azaltacağı fikrindedirler.

Siyaset felsefesine klasik liberal yaklaşımın belirleyici özelliği, hakların temelleri noktasındaki fikir ayrılıklarını bir kenara bırakırsak, bireylerin haklara sahip olduğudur. Hakların felsefi temellerinin önemi olmadığını söylemiyorum. Aksine bunu çok önemli buluyorum. Ancak öncelikle şunu hatırlamak gerekiyor ki, insanların hakları vardır; bu hakların temeli ne olursa olsun.

Bu biraz da neyi tartıştığımıza bağlıdır. Örneğin dizel ve gazolin motorları karşılaştırın. Araba alıyorsanız veya tasarlıyorsanız, hangi motorun size daha uygun olduğu önemlidir. Ancak işe giderken ikisi de sizi istediğiniz yere ulaştıracaktır ve trafik kuralları tamamen aynı olacaktır.

Kaynak: Learnliberty
Konuşmacı: Prof. Dr. Aeon Skoble / Bridgewater State University
Çeviri: Ahmet Altundal
Redaksiyon: Bünyamin Aydın

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.