Konu hakkında daha derinlemesine gitmek isteyenler, aşağıdaki kaynakları inceleyebilirler ancak dil ingilizcedir;

    • Equality and Opportunity [Article]: Richard Arneson highlights libertarian critiques of equal opportunity as an ideal (see section 7).
    • Liberty &/Vs. Equality [Article]: James Bovard provides a personal account of how we neglect to remember the tension between liberty and equality.
    • Liberty and Equality (Video): Milton Friedman explains how societies that aim for equality before liberty will achieve neither.
    • This Way Toward Equality [Article]: F. A. Harper explains how equalization of incomes can be accomplished only by moving down the road to serfdom.Equality and Respect (Video): Aeon J. Skoble discusses what we mean when we talk about equality and how it relates to respecting others.

Özgürlük & Eşitlik

Amerikan siyasi hayatının iki merkezi değeri, “özgürlük” ve “eşitliktir”. Mesele ise bunların birbirleriyle ne kadar uyumlu olduklarıdır. 

Aynı anda hem eşitliğe hem de özgürlüğe sahip olabilir misiniz? Soru genellikle şu şekilde sorulur: eşitliğe ulaşmak istersek özgürlükten vazgeçmemiz mi gerekir? Bu sorunun cevabı bu terimlerin tanımlarına bağlıdır.

Özgülük hakkında düşünmenin birden çok yolu vardır. Keza eşitliğin de… Ancak öncelikle eşitlik üzerine odaklanalım. En az iki ana “eşitlik” kavramı vardır. Birincisine “resmi eşitlik” diyebiliriz.

Öncelikle bilhassa kurumların yapısıyla ilgili olduğu için böyle bir resmi eşitlik var. Resmi eşitlik,  kanun önünde eşitliğe benzer. Eğer yasalar,  benim ve sizin veya başka bir insanın kim olduğuyla ilgilenmiyorsa, hepimiz kanunlar önünde eşitiz demektir.

Eğer cinayete karşı bir yasa varsa, cinayeti işleyenin kim olduğuna bakılmaksızın cinayet suçtur. Bu,  yasa önünde eşitliktir. Bu tarz bir eşitlik liberalizmle son derece uyumludur,  hatta klasik liberalizmin değerler listesinde bulunmaktadır.  

Lakin bir de ikinci tür bir eşitlik vardır. Bunu materyal (cismani) veya maddi eşitlik şeklinde düşünebiliriz. Bu çok daha farklıdır. 

Bu eşitlik görüşü, insanların maddi konularda, belki zenginlikte, belki kaynaklarda veya ölçebileceğimiz başka bir şekilde eşitliğiyle ilgilenir. Bu tarz bir eşitlik,  klasik liberalizmle epeyce ters düşmektedir ve bence kendi içinde de problemlidir.

Bu şekilde maddi eşitlik temeline dayanan bir topluma ulaşmayı denemenin en az 3 temel problemi vardır. İlki, bu pekala imkansız olabilir. Bir saniyeliğine düşünün, bunu nasıl ölçeceğiz? Neleri eşitlemeye gayret ediyoruz? Zenginliği mi eşitlemeye çalışacağız, öz saygıyı mı, mutluluğu mu?

Zenginlik herkese aynı şeyi ifade etmemektedir, ayrıca birçokları için –zenginliğin tek anlamını ele alsak bile – zenginlik dünyadaki en önemli şey değildir. Bu yüzden zenginlik, birilerinin istediklerini elde etmelerine yararken başkalarının istediklerini elde etmelerine yaramayacaktır.

Bu durumda aslında neleri eşitlemeye çalışıyoruz? Öncelikle ölçme mevzusu var.

İkinci olarak da şu var ki, diyelim ki ölçebiliyoruz ve herkesi eşit derecede mutlu etmek istiyoruz… Yani ölçme sorununu halledebildik diyelim, peki bunu nasıl becereceğiz? İnsanları gerçekte nasıl eşit derecede mutlu edebiliriz? Demek ki bir de potansiyel imkansızlık sorunu var.

İkincisi, bence, insanların çeşitliliğiyle ters düşmesidir. İnsanlar çeşit çeşittir. İnsanlarla ilgili muhteşem şeylerden birisi de budur. İnsanların farklı yetenekleri, değişik ilgileri, değişik planları ve değerleri vardır. Bu farklılıklar,  özgür bir toplumda her türden şeyin çokça gelişebilmesine, çeşitli mal ve hizmetlerin, oyunların ve müzikallerin ve insanların müdahil olduğu çokça aktivitenin varolmasına olanak verir.

Eğer maddi bir eşitliği sağlamaya çalışacak ve bunu zorlayacaksak temelde bu çeşitliliği kısıtlamamız gerekecektir. Zorla maddi eşitliği sağlamaya çalışmak,  insan çeşitliliği ve bireyselliğine büyük zararlar verecektir.

Ve bu maddi eşitlik temelinde bir toplum kurmak isteyecek olanların karşılaşacağı sonuncu ve en önemli sorunla karşı karşıya bırakmaktadır: bu tarz bir eşitlik, insan onuruyla çelişmektedir.

Bununla anlatmaya çalıştığım şey, onurlu bir insan olmanın bir parçası olarak, onurlu bir insan olmanın seçme, karar verme yeteneği ve özgürlüğünü içermesidir. Bu seçimler, bizim yapmayı seçtiğimiz bütün şeylerin sonucunda ortaya çıkar, tezahür ederler.

Bizler değişik hayat tarzlarını seçeriz. Hepimizin farklı değer yargıları vardır. Bu değer yargıları, bu farklı değer yargıları , seçimlerimiz, hep serbest seçimlerimizin eseridirler. İnsanların serbest seçimlerine saygı duymak, onların “onurlarına” saygı duymak anlamına gelir. Bu yüzden maddi eşitliği sağlama yolunda zor uygulamak, insan onurunu sınırlamak anlamına gelecektir. Maddi eşitliğin en temel hatası budur: insanların çeşitliliği şikayet edilecek bir şey değildir. Pişman olunacak bir şey değildir. O, kutlanacak bir şeydir. 

Kaynak: Learnliberty.org

Çeviri: Kubilay Atlay

Seslendirme: Semih Bedir

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.