Konu hakkında daha derinlemesine gitmek isteyenler, aşağıdaki linkleri inceleyebilirler ancak dil ingilizcedir;

    • Externalities  [Article]: Bryan Caplan explains the fundamentals of positive and negative externalities and examines various applications of the theory.
    • Market Failure  (Video): Milton Friedman explains some of the shortcomings of conventional market failure analysis and provides an example of a private solution to a public goods problem.
    • The Problem of Social Cost  [Article]: Ronald H. Coase examines the concept of externality and its relation to property rights.
    • The Ultimate Externality  [Article]: Donald J. Boudreaux finds that government is often a much larger source of negative externality on net than the market.

Dışsallıklar

“Gönüllü takas” sadece, her iki tarafın da kendilerinin daha karlı çıktıklarını düşündükleri durumlarda gerçekleşir. 

Bazen bu takas, ‘taşmalara’ neden olur. 

Bu taşmalara, dışsallıklar diyoruz. Eğer bu taşmalar, kârlı ve kazançlıysa bunu pozitif (olumlu) dışsallık, maliyetli ve masraflıysa bunu negatif (olumsuz) dışsallık olarak adlandırıyoruz.

Gelin, negatif dışsallık hakkında daha ayrıntılı konuşalım…

Mısır yetiştiren bir çiftçi olduğunuzu hayal edin. Kaç tane mısır başağı yetiştireceğinize karar verirken hesaba katacağınız özel masraflar nelerdir? Yakıt, tohum, gübre gibi şeyler sizin özel masraflarınızı oluşturacaktır.

Ancak yaz ve ilkbahar gelip de gübreleri yerleştirdiğinizde, bunların bir kısmı, yakındaki bir akıntıya, oradan da aşağı yönde akarak bir göle karışabilir ve birçok balığın ölümüne neden olabilir.  Bütün bu akıntılar, balıkçıları, doğaseverleri ve toprak sahiplerini negatif dışsallığa maruz bırakır.

Bu dışsallıkların çözümü olarak başvurabileceğimiz yöntemleri üç geniş kategoriye ayırabiliriz.

Birincisi vergilendirme, ikincisi hükümetin firma davranışlarını düzenlemeye yönelik olarak koyduğu kural ve ilkeler (düzenleyici yöntemler),  üçüncüsü ise mülkiyet hakkının ve Coase teoreminin kullanılması. Şimdi her birini ayrı ayrı inceleyelim…

İlki vergilendirme. Ekonomist A.C. Pigou’ya göre, üretici, negatif dışsallığa yol açan ürün miktarını azaltmaya yönelik bir vergi ile vergilendirilebilir. Bunun yararı, sizin akıntı yüzünden maruz kaldığınız negatif dışsallık miktarını azaltmanız olacaktır. Ama bunu yapmayı zorlaştıran şey, gözlem sorunudur. Tam olarak gübrenin ne kadarının akıntıya karışacağını ya da çeşitli noktasal kaynaklar yüzünden ne ölçüde kirlilik ortaya çıkacağını tam olarak bilmeniz zor. Gözlem maliyeti ise oldukça yüksek.

Bu yöntemlerden ikincisi hükümetin firma ve üretici davranışlarını düzenlemeye yönelik olarak koyduğu kurallardır. Birçok kural ve ilke vardır. Şimdilik iki tanesinden bahsedelim. İlki teknolojiye özgü kurallar.  Bu yöntemde hükümet, kirliliği ve emisyonu azaltmak için üreticilerden belli bir teknolojiyi kullanmalarını istemektedir. Bunun faydası, gözlem masraflarının oldukça düşük olmasıdır. Nitekim sürekli olarak emisyon miktarını gözlemleyen bir kişiye ihtiyaç duymazsınız.

Olumsuz yanı ise, firmaların emisyonlarını azaltmak için daha yenilikçi çözümler bulma çabalarını ve şevklerini azaltmasıdır.

Bu kurallardan bir diğeri ürün miktarını ya da üretim sırasında oluşan kirliliği kısıtlamaktır. Bu kuralın yararlı tarafı, firmaları kirliliği azaltmak için yenilikçi çözümler bulmaya zorlamasıdır. Zorluğu ise gözlem masraflarının oldukça yüksek olmasıdır.

Üçüncü yöntem ise ekonomist Ronald Coase tarafından ileri sürülen mülkiyet hakkı çözümüdür. Coase’a göre, eğer mülkiyet kavramı,  çizgileri-sınırları belli bir şekilde tanımlanırsa, mülkiyet bölünebilir ve korunabilirse, görüşme ve işlem masrafları azaltılırsa,  sadece mülkiyet hakkını devreye sokarak, dışsallıkların üstesinden gelebiliriz.

Bunlar mülkiyet hakkı çözümünün tamamıyla işlevsel olabilmesi için sahip olmanız gereken üç özelliktir.

Çizgileri ve sınırları tanımlama şu demektir: Mal sahibinin üstünde haklara sahip olduğu nesne nedir ve mal sahibi haklarını  ne şekilde kullanabilir?

Bölünebilme: Bu haklar bölünebilir mi, ya da alınıp satılabilir mi?

Korunabilme: Bu haklar yasal olarak uygulanabilir mi? Bu haklar toplum tarafından mı, bir devlet organı tarafından mı tanınır, yoksa geleneklerden mi gelir?

Örneğimize geri dönelim…

Gölün hakkını çiftçiye devredelim. İlk başta size, çiftçinin tavrı değişmeyecekmiş gibi gelebilir. Oysa ki bu durumda artık balıkçı ve doğaseverler çiftçiyle,  tarlasına koyduğu gübre miktarını azaltması için fiyat görüşmeleri yapabilirler. Bunun sonucunda ölü balık sayısı azalacaktır.

Şimdi de gölün mülkiyet hakkını balıkçıya devredelim, ilk başta, balıkçının,  çiftçiyi tarlasında daha az gübre kullanmaya ikna etmesi gerekeceğini düşünebilirsiniz. Fakat, hayır..bu durumda çiftçi sadece, balıkçıyla belli bir fiyat üzerinde anlaşmak zorunda kalacaktır. Balıkçı belli oranda gübre kullanılmasına izin verecektir ama önceki kadar fazla gübre kullanılmasına müsaade etmeyecektir.

Her senaryoda, dışsallığı içselleştiren ve üstesinden gelen bir çözüme ulaşıyoruz. Artık balıkçı ve çiftçi, dışsallık maliyetlerinin tam farkında olarak buna bir çözüm bulmak için birbirleriyle görüşebilmektedirler. Bu yöntemin diğer düzenlemelere oranla daha faydalı olmasının nedeni gözlem için yapılan masrafların çok aza inmesidir. Buna ilaveten,  hem balıkçı hem de çiftçi, çevre üzerindeki negatif etkileri azaltmaya yönelik, yeni yöntemler bulmak durumunda kalacaktır. Coase teoremi,  vergilendirmelerin ve türlü regülasyonların asla beceremeyeceği bir etkinlikte, gözlem maliyetlerinin üstesinden kolaylıkla gelinebileceğini bizlere kanıtlar.

Kaynak: LearnLiberty.org

Çeviri: Buse Şayir

Seslendirme: Semih Bedir

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.