Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

    1. “Bryan Caplan on College, Signaling and Human Capital,” (podcast) Prof. Caplan appears on the EconTalk podcast with Russ Roberts to discuss the ideas in his forthcoming book, The Case Against Education 

 

    1. “Educational Signaling, a Fad Whose Time Has Come,” (blog post), Prof. Caplan answers a critic of the idea that degrees are mostly about signaling– includes links to the original article critiquing his view.

 

  1. “Education Vs. Schooling” (video). Historian Steve Davies argues that meaningful education and schooling as we know it are two different things:

 

Devlet Eğitimine Karşı Bir Tez

Bryan Caplan: Eğitime kaynak ayırmamayı savunan “Eğitime Karşı bir Tez” isimli bir kitabın sonuna geldim. İnsanlar, “Bu kitap sizin için o kadar da kötü değil, değil mi?”, diyorlar. Evet, ama bilincim, bunun doğru şey olduğunu söylüyor.

Dave Rubin: Peki, bana bunu kabul ettirmeye çalış. İlkokulu devlet okulunda okudum, ortaokul ve liseyi de öyle. Sonra, büyük ölçüde devlet tarafından finanse edilen, Binghamton’daki New York Eyalet Üniversitesi’ne gittim. Sanırım yıllığı 9.000$’dı. Çok iyi bir eğitim aldım. Neden devlet eğitiminin yanlış olduğunu düşüneyim?

Bryan Caplan: Ben de bu mahalledeki devlet okuluna gitmiştim aslında. Tezimin kalbini, bazılarının eğitimin alarm vermesi olarak adlandırdığı şey oluşturuyor. Bu, aslında devlet tarafından karşılanan eğitimin neden iş hayatında işe yaramadığını ve işverenler için şekilden şekile girmek zorunda kaldığınızı anlatıyor. Almak zorunda kaldığınız derslerin kaçının iş hayatında işe yaradığını bir düşünün. Gerçi siz yaptığınız iş hakkında bir eğitim almışsınızdır.

Dave Rubin: Ben siyaset bilimi mezunuyum.

Mesela, geçemeden mezun olamadığınız dersleri düşünün. Hep aynı örneği veriyorum. Diyelim ki Aristoteles gibi birisiniz ve üniversite mezunu değilsiniz ama yine de üniversiteyi bitirmeniz gerekiyor. Peki neden? İşinizde “Nikomakhos’a Etik”i mi kullanacaksınız? Büyük ihtimalle hayır. İstediğiniz şey bir diploma, çünkü işverenler diplomanız yoksa, iş başvurunuzu değerlendirmeye bile almaz.

Dave Rubin: Ama genel kültürü düşünürsek, böyle yaparak bazı şeyleri ıskalamıyor muyuz? Her ders zorunlu olsun ve işinize yaramayacak şeyleri öğrenin demiyorum. Ama üniversiteler, genel kültür alınan yerler. Bunda bir risk yok mu?

Bryan Caplan: Olay biraz burada. Risk yok, çünkü kimse bunu zaten öğrenmiyor. Şimdiki sistemi incelerseniz öğrendiğiniz şey neredeyse bir hiç. Ulusal bazda yapılan anketlere göre, Amerikalı yetişkinlerin hükümet, tarih, ekonomi konularında verdikleri cevaplar hiç bir şey öğrenmediklerini gösteriyor. Yani mevcut sistemi insanların genel kültüre ihtiyacı var diye savunursanız bu bir savunma olmaz, çünkü mevcut sistem zaten bunu sağlayamıyor.

Vatandaşlık hakları hakkında en basit soruların yarısını bile sıradan bir Amerikan üniversitesi mezunu bilse, şanslı sayılırsınız. Bu bile iyidir, diyebilirsiniz; ama ben demem. Mesela, alfabenin yarısını bilen kişilere ne dersiniz?

Dave Rubin: Aptal mı?

Bryan Caplan: Okuma yazması yok, dersiniz.

Dave Rubin: Hımm. Doğrudur.

Bryan Caplan: Alfabenin yarısını biliyorsanız, okuma yazmanız yok demektir. Yarı okuma yazması olmayan gibi bir şey değilsiniz. Okuma yazmanız yoktur, çünkü okuyamıyorsunuz. Kimileri, “Amerikan tarihi ya da Amerikan hükümeti hakkında temel şeylerin yarısını biliyorsanız bilmeniz gerekenin sadece yarısını biliyor olursunuz”, diyor olabilir. hayır, Tam olarak, bilmiyorsunuz demektir. Yani hiçbir fikriniz yoktur.

Dave Rubin: Hükümetin bir buçuk şubesi olduğunu düşünüyorsanız başımız belada demektir.

Bryan Caplan: İşlerin nasıl yürüdüğü hakkında hiçbir fikriniz yok demektir. Yani, insanlar bu bir felaket dediğinde “Siz, mevcut sistemi bir felaket olarak tanımlayabilirsiniz ama ben, daha kötüsü olabilir mi?”, gibi bir şey diyorum.

Hep şöyle bir soru sorulur: “Neden iki kat gayret gösterip insanların bilgili olmasını sağlamıyoruz?” İnsanlar genel olarak, öğrendiklerini çok çabuk unutuyor. Sınav günü, öğrencilerin çoğu vatandaşlık bilgisi hakkında pek çok şey biliyor. Ama, psikologların yavaş yavaş unutma dedikleri şey büyük bir sorun. Bir kulaktan giren ötekinden çıkıyor. Eğer bilginizi sürekli sınamazsanız, onu kullanmaya devam etmezseniz, onu kaybediyorsunuz.

Bu, psikolojideki en ilginç sorulardan biri. Okuldaki pek çok bilgi kayboluyor. Çocuklara bir şeyler öğretiyorsunuz ve sonraki yıllarda sınav yaparak onu ölçüyorsunuz. Okuldan sonra yetişkinlikte ise bilgi yok oluyor, çünkü okul çocukları “bunu öğrenmem lazım, sınavda çıkabilir” diyerek çalışıyor. Ama mezun olduktan sonra unutulup gidiyor.

Ama ileri matematiğin hayat boyu aklıda kalması ile ilgili enteresan bir çalışma var. Cebir ve geometride, 20 yılda birçok insan bu dersleri almadan önceki noktaya geriliyor. Cebir ve geometriyi hatırlayan kişiler ise, yanında kalkülüs de öğrenmiş olanlar. Yani kalkülüs öğrenirseniz cebir ve geometriyi hayat boyu unutmuyorsunuz. Ama temel şeyleri unutmamak için o işin ileri aşamasına geçmeniz gerekiyor. Bunu, “Kullanmazsan kaybedersin” olarak adlandırıyorum. Kaplan Anne kitabının yazarı Amy Chu’nun harika bir sloganı var: “Pratik yapmadığın her bir gün, daha kötüye gidersin.” Neden insanlara unutacakları şeyleri öğretiyoruz ki? Bu durum, benim eğitime harcadığımız bu kadar paranın yanlış olduğunu anlatan argümanlarımın bir parçası.

Hiç kimse, yararlı bilgiler öğretilmesin demiyor ama benim düşüncem şu: Yararlı bilgiler için çoğu insan para verebilir, pek çok ebeveyn bunu yapabilir. Devletin rolü ise, ebeveynlerin ya da yardım kuruluşlarının eğitimini karşılayamadığı, az sayıdaki çocuğun eğitimi ile sınırlı olsun. Bu, toplumun en alt kesimindeki çocuklar için olabilir. Bir sorun için paramızı boşa harcamayalım. Rızasını almadan parasını aldığınız vergi ödeyenleri düşünüp, paramızı toplumun en alt kesimindeki az sayıda insanı hedef alarak, dikkatlice harcayalım. En azından bu vergileri düzgün yerlere harcama sorumluluğumuz var.

Dave Rubin: “En azından” aşamasını çoktan geçtik.

Bryan Caplan: Evet, ama biliyor musun… “Bu, o kadar önemli ki iste veya isteme, bu parayı vereceksin”, yaklaşımı çok kötü. Zira, bu parayı sonra dikkatsizce harcıyorsun. Silah zoruyla insanların parasını alıp havaya saçmak bir insan hakkı ihlali.

Kaynak: LearnLiberty.org
Konuşanlar: Bryan Caplan, George Mason University ve Dave Rubin
Çeviren: Cem Özen
Redaksiyon: Seçkin Sosyal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.