Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

  • “Public Choice” [encyclopedia entry]: The Concise Encyclopedia of Economics entry on public choice theory
  • The Science of Voting [article]: Another clear explanation of Arrow’s Impossibility Theorem and proposed solutions to voting paradoxes

DEMOKRATİK SEÇİMLER NASIL MANİPÜLE EDİLİR?

Oylamak, çoğunluğun ne istediği ile alakalıdır. Ancak işler her zaman bu şekilde yürümez. Farz edelim arkadaşların Jim ve John ile bir parti çıkışı eve gidiyorsunuz ve eve gitmeden önce bir şeyler yemek istiyorsunuz. Üçünüz de birden yemek istediğiniz şeyi aynı anda söylediniz ve üçünüzün söylediği şey birbirinden farklı şeyler. Hepiniz ortak bir karar vermek istiyorsunuz. Bu yüzden iki seçenek arasında grubun ne istediğini öğrenmek için oylamayı öneriyorsunuz. İlk olarak şunu soruyorsunuz: “Taco mu hamburger mi? Hangisini yiyelim?” Kişisel olarak pizzayı her şeyden daha çok istiyorsun ama taco da senin için uygun. Ancak hamburger fikri kulağa korkunç geliyor.

Bu yüzden tacoyu oyluyorsun. Jim hamburgeri oyluyor, John ise tacoyu. Bu durumda kazanan taco oluyor. Ama tahmin edersiniz ki pizza bu oylamada değildi bile. Bu sefer pizzanın tacoya karşı yarışacağı yeni bir tur öneriyorsunuz. Arkadaşlarınız bunu kabul ediyor. Elbette pizzayı oyluyorsunuz. Jim de pizzayı oyluyor. John bu durumda hâlâ tacoyu pizzaya tercih ediyor ve yeni şampiyonumuz pizza. Heyecanlısın.

Fakat şimdi de Jim mutlu olmuyor. Diyor ki “Bu hiç adil değil. Taco hamburgere karşı kazandı, hamburger de pizzaya karşı kazandı ama hamburgeri pizzaya karşı oylamadık. ” Ama sen bunun bir öneminin olmadığını zaten hamburger için oy kullanıldığını savunuyorsun.

Jim hâlâ mutsuz. Onu memnun etmek için son kez oylamayı kabul ediyorsunuz. Bu sefer hamburger ve pizza yarışıyor. Elbette pizzayı seçiyorsunuz. Jim de tahmin ettiğiniz gibi hamburgerden yana oyunu kullanıyor fakat John da tercihini hamburgerden yana koyuyor. Peki şimdiki durum nedir?

O halde şimdi insanların tercihlerine tekrar bakalım. Bu noktada problem, hiç kimsenin bu üç seçeneği aynı düzen içinde sıralamaması. İki seçenek arasında yapılan bir oylamanın sonucunda bir seçenek galip çıkıyor ama üç seçenek arasında oylama yapmak bizi tutarsız bir cevaba ulaştırıyor. Buna “Condorcet Paradoksu” denir.

Bu senaryoda verdiğimiz oy sonucunda bir döngüye düşüyoruz. Yani iki seçenek arasında yapılan oylama bizi net bir cevaba götürüyor ama önceden oylama yaptığınız düzeni değiştirirseniz tamamen farklı bir sonuç elde ediyorsunuz. Bu üç seçenekten hiç biri seçmenlerin çoğunluğu tarafından tercih edilmedi ve dolayısıyla oylamak problemi çözemiyor. Eğer buna şaşırdıysanız sizi bir sonraki adıma götürüyorum.

Gerçek şu ki, kim seçeneklerin düzenine kim karar verirse neticeyi belirleyen de o oluyor. Bu kişi, gündemi belirleyendir. Eğer gündemi belirleyen kişi aklını kullanıp diğer seçmenlerin tercihlerini önceden sezebiliyorsa, oylamanın düzenini değiştirerek istediği neticeye ulaşabilir. Eğer elinde olsaydı, sonuncusunda tacoya karşı pizzayı oylatırdın ve istediğin seçilmiş olurdu. Ama bu adil olur muydu?

Condorcet Paradoksu bize gösteriyor ki, oylamak, her zaman çoğunluğun tercihini ortaya koymaz. Bir gündem belirleyici, oylama sürecini ustalıkla idare ederse grubun ne yapacağına karar veren kişi de o olur.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Diana Thomas / Utah State University
Çeviri: Cansu Akbulut
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.