Prof. Aeon Skoble, Demokrasi ve Özgürlük arasındaki farklara dikkat çekiyor. Konu hakkında detaylı okuma yapmak isteyenler, aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

Democracys Road to Tyranny [Article]: Erik Kuehnelt-Leddihn explains how it’s possible for tyranny to emerge through the mechanisms of democracy.

Beware Democracy without Liberty [Article]: Richard Ebeling argues that democracy is not necessarily liberty.

Liberty: A Path to its Recovery [Book]: F.A. Harper, in chapter seven of this book (page 50 of the PDF), explains the relationship between liberty and democracy.

Public Choice (Video): Isaac Morehouse uses economic analysis to reveal several flaws inherent in democracies.

DEMOKRASİ, ZORBALIK VE ÖZGÜRLÜK

Çoğu zaman, ‘demokrasi’ ve ‘özgürlük’ kavramlarının aynı anlama geldiğini zannederiz. Aslında demokrasinin her zaman özgürlük ile kolkola yürüyeceğini kesin bir dille söyleyemeyiz. Evet, bazen demokrasi, özgürlük getire
bilir. Bir tiranın, emirler yağdırdığı bir ortama göre, demokrasiyle kendi kaderimizi kendimizin belirlemesi, özgürlüğün oluşmasını çok daha kolaylaştırıyor. Fakat demokratik yapılar, kimi zaman özgürlük düşmanı da olabilirler.

Mesela bu yapılar, azınlıkları marjinalize edebilir. Demokratik yapılar, çoğunluğun yönetimini, yanlış olduğunda bile doğru olarak gösterebilirler. Sonuçta sırf bir sürü insan bir şeye doğru diyor diye, bu o şeyi doğru yapmaz. Aynı şekilde, sırf insanların çoğu öyle düşünüyor diye, bir politika için “bu doğru bir politikadır” diyemeyiz . Bir zamanlar tüm dünya, kadınların oy hakkı sahibi olmalarının saçma ve gülünç bir fikir olduğunu düşünüyordu. Ya da zencilerin doğuştan köle olduklarına herkes emindi. Günümüzde ise hemen herkes, ikisinin de yanlış olduğunda hemfikir. Ancak bu iki düşünce, çoğunluk onları yanlış buluyor diye birden bire yanlış olmamıştır. Onları yanlış yapan sebepler, onlara yanlış diyen insanların sayısından bağımsızdır.

İşin özü şu ki, bir demokratik seçim sisteminin amacı, insanların çoğunluğunun ne düşündüğünü anlamaktır. Ama bu, neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlamakla aynı şey değildir. Demek ki demokratik bir süreçte çoğunluk, bireysel hakları kısıtlayan ya da ortadan kaldıran bir yasayı kabul ediyorsa, buna illa da saygı duymak zorunda değiliz. Eğer amacımız özgürlükse, insanları, John Stuart Mill’in deyimiyle Çoğunluğun Zorbalığından korumamız için, bazı sınırlar da olmalı. Demokratik yapıların, özgürlükleri zayıflatma ya da ortadan kaldırma gücüne engeller koymalıyız.

Çoğunluklar bazen krallar kadar zorbalaşabilirler. Antik Yunan filozofu Platon’a göre, bu zorbalık tehlikesine ek olarak, bir de yapısal bir problemimiz var. Ona göre, demokratik yapıların bizzat kendileri zorbalaşabilir. Yani insanlar kendi aralarında münakaşa ederlerken, tartışırlarken, hele bir de ortak bir ülküleri yoksa, aralarından bazıları başlarına yeni bir liderin, yeni bir tiranın geçmesini talep edebilir. Tarihteki çoğu tiran bu demokratik süreçlerden geçerek tiranlıklarını kurmuştur.

Napolyon için de, Jül Sezar için de, Hitler için de geçerlidir bu yukarıdaki. Bu üç siyasetçi de, demokrasiye rağmen değil, demokrasi sayesinde iktidara gelen tiranlardır.

Sonuçta eğer en büyük kaygımız özgürlüklerimizse, demokratik işleyiş bize yardımcı olan bir mekanizma olabilir. Fakat asla unutmamalıyız ki, bu demokratik işleyişin gücü, bireysel özgürlüklerimizin korunması adına sınırlanmalıdır.

Kaynak: LearnLiberty.org
Konuşmacı: Prof. Aeon J. Skoble / Bridgewater State University
Çeviri: Osman Mavuş
Redaksiyon: Oytun Tez

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.