Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

  • Economics Made Easy (playlist): Want to learn more about how the economy works? Check out our playlist for videos on immigration, the minimum wage, and much more!
  • Predictably Irrational (book): From drinking coffee to losing weight, from buying a car to choosing a romantic partner, we consistently overpay, underestimate, and procrastinate. Yet these misguided behaviors are neither random nor senseless. They’re systematic and predictable—making us predictably irrational.

DAVRANIŞSAL İKTİSAT: NEDEN KÖTÜ KARARLAR VERİRİZ?

Rasyonel kararlar vermek maliyetlidir. Rasyonel düşünce için gerekli olan bilgiyi toplamak zaman ve enerji kaybettirir. Ve topladığımız bilgiyi rasyonel perspektifle yorumlamak zihinsel çaba gerektirir. Bu maliyetlerden kaçınmak için insanlar karar verirken zihinsel kısayollara bel bağlarlar. Bu kısayollara “sezgiler” diyoruz. Mesela arkadaşlarımızın tercih ettiği seçeneklere yönelebilir, geçmişte yaptığımız seçimleri tekrarlayabilir ya da karşımıza çıkan ilk şeyi seçebiliriz.

Sezgileri kullanmak; rasyonel düşüncenin ihtiyaç duyduğu zamanı, enerjiyi ya da zihinsel çabayı gerektirmez. Fakat sezgiler kullanıldığında kötü bir karar verme ihtimali daha yüksektir.

Rasyonel düşünceyle kıyaslandığında sezgilerin avantajları ve dezavantajları vardır. Kullanılmaları daha kolaydır fakat kötü seçimlere yol açmaları daha olasıdır. Ve görülen o ki, insanlar sezgileri rasyonel bir şekilde kullanma eğilimindeler. Sezgileri kullanarak kazandığımız efor, kötü bir karar vermenin maliyetine ağır bastığı zaman, rasyonel düşünce yerine sezgileri kullanmaya daha yatkınız. Pratikte genellikle rasyonel düşünce ve sezgilerin bir karışımını kullanırız. Tek kullanımlık bir kalem seçmek gibi önemsiz kararlar için ağırlıklı olarak sezgilere güveniriz. Dikkatimizi ilk çeken veya geçmiş kullanımdan hatırladığımız kalemi seçeriz. Ev almak gibi daha önemli kararlar verirken ise rasyonel düşünceye güveniriz.

Fakat zaman zaman insanlar rasyonel düşünceye güvenmeleri gerektiği halde sezgilere çok fazla bel bağlarlar. İşte bu durum gerçekleştiğinde “insanlar bilişsel önyargılara teslim oldu” diyoruz. Bilişsel önyargılar, sezgilere uygunsuz bir şekilde güvenmekten kaynaklanan karar verme hatalarıdır.

2002’de Florida’da bir genç, özel uçağını bir binaya sürerek intihar etti. Soruşturma, gencin sivilceleri için reçeteli bir ilaç kullandığını açığa çıkardı. Daha ileri soruşturmalar ülke genelinde aynı ilacı kullanan gençlerin intihar ettiği farklı vakalar ortaya çıkardı. Buna tepki olarak birçok kişi bu ilacı yasaklatmak istedi. Bu durum sezgilerin kullanımına bir örnek olarak verilebilir. İnsanlar daha fazla bilgi toplamak yerine karşılaştıkları ilk bilgiye dayanarak yasaklama talep ettiler. Fakat reçeteli bir ilacı yasaklamanın ciddi sonuçları vardır. Ve bir seçim ciddi sonuçlara yol açtığı zaman, sezgilere fazla güvenmek bilişsel önyargılara yol açabilir.

Bu vakadaki bilişsel önyargı, duygusal tepkilerin insanları önemli bir soru sormaktan alıkoymasıydı: Bu ilacı kullanan kaç genç intihar etmedi? Olayların devamında yapılan araştırmalar ortaya çıkardı ki, bu ilacı kullanan gençler büyük bir intihar tehlikesi altında değillerdi. Aslında intiharların nedeninin aşırı sivilcelerden kaynaklanan bir umutsuzluk olması ihtimali, sivilce ilacı olma ihtimalinden daha fazla görünüyordu. Fakat halkın bilişsel önyargı kaynaklı tepkisinden dolayı bu ilacı neredeyse yasaklayacaktık.

Uygunsuz bir şekilde kullanılan sezgiler, bizi kötü kararlar vermeye yönlendiren bilişsel önyargılara neden olurlar. Bu kararların kötü olmasının sebebi, insanların irrasyonel olmaları değil, bize karmaşık kararlar vermemizi kolaylaştıran bir aracı yanlış kullanmamızdır.

Kötü seçimlerin bize maliyetinin olması, bizi hatalarımızdan ders çıkarmaya teşvik eder. Bir hata yapmanın sonuçları ağır olduğunda ve bu sonuçlar hatayı yapanların omuzlarına bindiğinde, hatalardan daha hızlı ders çıkarılır. Sonuçların daha hafif olması veya yükünü başkalarının çekmesi durumunda hatalardan ders çıkarma süreci yavaşlar. İşte bu seçim yapma ve yaptığımız seçimlerin sonuçlarına katlanma süreci, bizi daha iyi seçimler yapmaya teşvik ediyor ve ekonomi dediğimiz bu eşsiz oluşumun motoru olan dinamik gücü sağlıyor.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Antony Davies / Erika Davies / Duquesne University
Çeviri: Oğuz Yılmaz
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.