Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

CAMLARI KIRMAK EKONOMİYİ CANLANDIRIR MI?

Fırsat maliyetleri, kırık pencere. İşte bir paradoks. Bu tarz felaketlerin zenginliği yok ettiği, ancak felaketi düzeltmenin iş yarattığı ve yaratılan işin zenginlik yarattığı açıkça görülüyor. Doğal afetler zenginliği yaratır mı yok mu eder? Frédéric Bastiat, kırık pencere ile ilgili makalesinde de benzer bir soru sordu. Bu makalede James Goodfellow ve onun pencereyi kıran küçük oğlunu anlatıyor. Görünen o ki, James kızgındır fakat sonra komşusu ona “İyi tarafından bak, kırık pencereler cam üreticileri için iş yaratıyor, cam üreticileri de fırıncılar için iş yaratıyor ve fırıncılar da şarap tüccarları için işler yaratıyor” der. Kırılan camlar bizim muhitimizde işler yaratır ve bu işler de zenginlik yaratır. Burada bir doğruluk payı var; kırık pencereleri onarmak pencere üreticileri için iş yaratır, ancak bunun bir de görünmeyen bir maliyeti vardır. James’in pencereyi tamir etmek için harcadığı para yeni bir çift ayakkabıya harcanabilirdi. Bunun yerine bir ayakkabıcı için iş yaratılmış olurdu ve o da fırıncılar, şarap tüccarları ve tüm diğerleri için iş yaratabilirdi. Ancak şöyle bir fark var: James, pencereyi tamir etmek için para verdikten sonra sağlam bir pencereye sahip olacak fakat fakat pencere hiç kırılmamış olsaydı James ilave olarak yeni bir çift ayakkabıya da sahip olurdu. Aslında kırılan pencere bu muhiti biraz daha yoksullaştırdı. Yeni bir çift ayakkabı alamamak ya da sağlam bir pencerenin kırılması aslında aynı şeye denk gelir. Komşuların yanılgısı, yalnızca pencere üreticileri için yaratılan işi görmeleri fakat fakat bu işi yaratmak için ödenen bedeli göremediler. Ekonomistlerin “fırsat maliyeti” dediği şeyi gözardı ettiler.

Kaynağı pencere onarımı gibi bir amaç için ayırdığımızda diğer bir alana kaynak ayırma fırsatından mahrum kalırız. Bir kaynak kullanımı zenginlik yaratır mı? Bunu bilmek için o kaynağı, uğruna vazgeçtiğimiz alternatif kaynakla karşılaştırmalıyız. Kullandığımız kaynak, kullanabileceğimiz diğer kaynaklardan daha faydalıysa o zaman zenginlik yaratmış oluruz. Bu kaynaktan daha faydalı bir şekilde yararlanma şansını kaçırdıysak o zaman zenginliği yok etmiş oluruz. Başka bir seçeneği gerçekleştirseydik refahımız ne kadar yükselirdi? Yok ettiğimiz zenginliğin miktarı buna bağlıdır. Daha teknik ifade etmek gerekirse, bir kaynak kullanımının fırsat maliyeti, o kaynağın bir sonraki en yüksek değerli alternatif kullanımının değeridir. Her ne kadar felaketler iş yaratsa da bu işlerin maliyetleri aşırı derecede yüksektir. Felaketler zenginlik yaratmazlar, zenginliği yok ederler.

O zaman James’in komşusu neden bunun tam tersini söyleyerek yanılgı dolu bir hükme vardı? İşte bu, Bastiat’nın bahsettiğimiz makalesinde öne çıkardığı en önemli konudur. Bence Bastiat, makalesini okuyan çoğu kişinin komşunun yaptığı aynı hatayı yapmaya başlayacağını düşünüyor. Yalnızca kırık pencerelerin onarımının fırsat maliyetini gözardı etmekle kalmıyoruz, her vaka bazında, hatta toplum çapında fırsat maliyetlerini gözardı etme eğilimindeyiz. Peki neden? Kırık pencereye geri dönelim. Pencerenin kırılmasının sonuçlarından biri, camcı için bir iş çıkmasıdır. Bu, gözlemleyebildiğimiz bir sonuçtur ve gerçekleşen de budur. Pencerenin kırılmasının diğer bir sonucu ise ayakkabıcının yapabileceği bir işin eksilmesidir. Bu durum ise gerçekleşmeyen senaryodur. Bu da şu anlama gelir: Bir sonucu açıkça görebiliriz, ancak diğer sonucu açıkça göremeyiz. Ve fırsat maliyetleri daima ikinci tip sonuçlardır. Diğer alternatifleri önceden bilmediğimiz için fırsat maliyetlerini görmek zordur. Fırsat maliyetleri, hiçbir zaman gerçekleşmemiş harcamalardır. Bu yüzden Bastiat’nın hikayesindeki ayakkabıcı gibi fırsat maliyetleri gölgeler içinde gizli kalır. Bu yüzden bence Bastiat’nın makalesinden çıkan asıl önemli nokta şu: Gizli fırsat maliyetlerini fark etmek için gölgede kalanlara bakma alışkanlığı özel bir çaba gerektirir. Ve tercihlerimizi iktisadi açıdan değerlendirdiğimizde yapılması gereken tam da budur.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Dan Russell / University of Arizona
Çeviri: Cihan Güneş
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.