Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

    1. Brexit Wins: Why That’s Great News for Europe, Too (article): In this article from The Freeman, Dan Sanchez explains the implications of Brexit for Britain and Europe.
    2. Brexit Illustrates Why Voting Is One of the Worst Ways to Make Decisions (blog post): Professor Michael Munger explains why voting isn’t always the best way to make decisions.
    3. The Difference Between Trump and Brexit – Learn Liberty (video): Joanna Williams argues Brexit voters had different motivations than Trump voters.

 

Brexit: Popüler Bir Direniş

Dave Rubin: Ne olduğu hakkında hiçbir bilgisi olmayanlar için önce AB’den kısaca bahsedip ve daha sonra şu anki duruma geçebilir miyiz?
Steve Davies: Tabii. Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’yle ilişkilerinin her zaman sıkıntılı ve zor bir yönü olduğu kanısındayım.
Bu ilişki dışarıdan bakanların “Merak ediyorum, neden bu ikisi hâlâ beraber?” dediği mutsuz evliliklere benzemekte.
Problem, İngiliz politikacıları ve İngiliz toplumunun aynı şey olmamasından kaynaklanıyor.
1973’te Avrupa Ekonomik Topluluğu’na katıldığımızdan beri bu ilişkinin temelde ekonomik olduğunu düşünmekteyim. Bu tamamen ekonomik avantajla alakalı.
Ama meseleye Kıtasal (Avrupalılık) tarafından bakarsak, Messina Konferansı’ndan sonra vaziyet açık ve haklı olarak politik bir birlik kurma yönünde konumlanmakta. Bunu büyük bir politik proje olarak görmekteler.
İngiliz politikacıların dilinden “Kıtasalcılar kendilerine kıtasalcı derken tam olarak onu kastetmiyorlar, o sadece retorik bir söylem” lafı düşmüyor. Bu da tabii Kıtasalcılar açısından oldukça rahatsız edici bir durum oldu.
Kıtasalcıların (Avrupa yanlıları) bu tavırdan rahatsız olmaları şaşırtıcı değil. Esasında İngiliz kamuoyunun AB hakkındaki fikirleri ile projenin gerçek doğası hakkındaki uyuşmazlıklar büyüyor. Bu uyumsuzluk Maastricht Kriterleri’nden sonra daha da kötü bir hâl aldı.
Bu uyumsuzluk çeşitli politik erozyonlara yol açtı.
David Cameron, anlamsız ve gülünç diyeceğim bir hareketle, kendi perspektifinden yanlış bir hüküm vererek referandum çağrısı yaptı ve iç politika hakkında yolunu çizmek istedi.

Referandum için genel kanı statükonun kazanacağı yönündeydi.
Benim tahminimin de bu yönde olduğunu söylemeliyim.
Dave Rubin: Referandum çağrısı yapmasının temelinde bu mu vardı?
Steve Davies: Evet, çağrının sebebi buydu.
Dave Rubin: Çünkü iktidarda olan oydu ve o yönde düşündü. Bu konuda bana katılacaklardır.

Steve Davies: Bu benim parti problemimi de çözecek evet.
Dave Rubin: Hepsi bu kadar açık diyorsunuz.

Steve Davies: Evet. Çünkü genellikle referandum sonuçları genelde statükonun yanında yer alır.
Bu durumda parlamento üyelerinin, saygı duyulan uzman ve ekonomistlerin, fikri sorulan büyük firmaların çoğu, İngiltere Bankası ve aklınıza gelen kayda değer her otorite figürü “Evet, AB ile devam yönünde oy kullanmalısınız” dedi.
Gerçekte ise netice şuydu: Sıradan İngiliz insanı “Hayır, bunu kabul etmek zorunda değiliz” diyerek popüler bir direniş içine girdi.
Aslına bakacak olursak halk, politik medya iş dünyasının liderliğindeki bu kitlenin tavsiyelerine kulak asmadı.
Şimdi benim düşünceme göre ayrılma yönündeki oyları oluşturan temelde üç ayrı grup var.
Bir yanda, Brexit çocuğu diyebileceğimiz bir grup var: Yaşlı muhafazakar seçmenler. Tipik orta sınıf, hafif daha yaşlı, kırsal kesimin varlıklı banliyölerinde yaşayan halk. Bu, bloklardan ilkiydi.
Dave Rubin: Bu, Trump’a oy verenler için yaptığın tanıma benzemiyor mu? Biraz daha yaşlı…
Steve Davies: Evet, ama biraz daha ılımlı bir grup.
Öbür yandan ikinci grup tam olarak Trump’a oy veren grup gibiydi:
Geleneksel sanayinin kalbi olan Kuzeydoğu İngiltere, İç Bölgeler ve Yorkshire bölgelerindeki yaşlı, beyaz, işçi sınıfı seçmenler.
Sunderland gibi ABD’deki Scranton Wilkes-Barre (suç oranının yüksek olduğu getto bir bölge) eşdeğeri diyebileceğimiz destek bölgelerinden gelen oylar.
Ayrılma yönünde oy kullanan %69’luk ezici zafer işte bunlardan oluştu.
Ayrılma oyunun farkı açmasını sağlayan, popülist, işçi sınıfı oyları bloğu dedikleri grup işte buydu.
Üçüncü grup ise benim de dahil olduğum, radikal klasik liberal dedikleri azınlık. Çok küçük bir grup ama yine de bizim çeşitli yönlerden fark yarattığımız söylenebilir. Çünkü bizim istediğimiz şey, AB kontrolü ve kısıtlamaların dışında kalarak İngiliz hükümeti için daha geniş bir seçenek yelpazesine sahip olabilmekti.
Ayrılma oyu kullanan üç blok temelde bunlardan oluşmakta.
Kaynak: LearnLiberty
Konuşmacı: Dr. Steve Davies
Çeviri: Elma Hanım/Frz
Redaksiyon: Ahmet Altundal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.