BİR ZÜĞÜRDÜN HİKAYESİ’NE CEVAP

Bir Züğürdün Hikayesi, yakın zamanda Story of Stuff’ ın yaratıcıları tarafından hazırlanmış bir videodur. Bu videoda, Annie Leonard, devletin aslında oldukça zengin olduğunu fakat istediğimiz geleceği oluşturabileceğimiz birçok kaynağı yanlış politikalar uğruna harcadığını belirtmektedir. Ben de devletin birçok kaynağı savaş ve sübvansiyonlara harcadığı konusunda hemfikirim. Mesela savaş; tüm kaynakları üretmek yerine yok etmek için kulanır ve mükelleflerden aldığı paraları, yararsız ve gereksiz büyük işletmelere ve benzeri politikalara aktarır. Fakat bence Annie, devletin, bizi istediğimiz geleceğe taşıyacak şirketlere yardım etmesi konusundan bahsederken bazı önemli hatalar yaptı.

İlk olarak, nasıl ‘herkesin istediği şekilde ortak bir gelecek’ argümanını ortaya koyabilirsin ki? Herkesin ilkokul eğitimi alabilmesi gibi bir argüman yaratmak kulağa mükemmel gelebilir ama bu eğitimi kim tanımlar? Hangi edebi kitaplar mükemmel sayılır? Öğrenciler matematik için ne kadar ders saati harcamalıdır? Biyoloji kitapları uyarı etiketleri içermeli midir? Peki ekonomi kitapları içermeli midir? Cevapların halihazırda belli olduğunu düşünebilirsiniz fakat başka güvenilir ve zeki insanlar sizinle hemfikir olmayabilir.

Buna kim ve nasıl karar verecektir? Politik süreçte karar verilen, “tek beden herkese uyar” modeli bir çözüm, artık çözüm olmaktan çıkmıştır. Bu sadece bürokratlar ve oy verenlerin bir bölümünce seçilmiş olan politikacılar tarafından verilen kararlardan ibarettir. Ve açıkçası bu konuda dengeyi kurabileceklerini düşünmek için de hiçbir neden yoktur.

İkincisi, Bir Züğürdün Hikayesi, kötü sübvansiyonları, iyi olanlarla değiştirmeyi önerir. İyi de, kime yardım edileceğini nasıl bileceğiz? Devletin kazanan ve kaybedenleri belirlemek konusunda pek parlak bir geleceği bulunmamaktadır. Piyasanın var ettiği fiyat, kar ve zarar gibi olgular olmadan, devlet, mantıklı bir seçim yapabilmek için gerekli olan bilgiye sahip değildir.

Bir Züğürdün Hikayesi’ni izleyen insanlar, alternatif enerji kaynaklarına ve biyoesaslı malzemelere geçildiğinde yeni işlerin yaratılacağını söylerler fakat geçmişteki etanol örneğinde olduğu gibi devlet zaten bunu denemiş, pek de iyi bir performans gösterememiş ve bu da istenmeyen sonuçlar doğurmuştur. Ben de petrol şirketleriyle yapılan rant anlaşmalarının, yapılan yardımların ve Annie’nin ‘Dinazor Ekonomisi’ olarak betimlediği diğer imtiyazların kesilmesi taraftarıyım fakat, bunların yerine başkalarını yerleştirmek, yeni dinazor ekonomiler oluşturulmasıyla sonuçlanır. Bizi daha kullanışlı enerji kaynaklarına götürecek olan tek şey, devlet teşvikleri falan değil, piyasadaki kar ve zararlardır.

Yardımlar konusunda dikkatli olunması gereken başka bir sebep de bunların devletten bedava şeyler isteyen insanları cezbettiğidir. Eğer bir çıkar grubunu ya da lobicileri köpek balığı varsayarsak, cazip yardımları da denizdeki insanlar olarak düşünebilirsiniz. Hedefler üzerinde hemfikir olsak bile, bu tür sübvansiyonların paylaştırılacak olması, insanları politik bir oyun içine çekecek ve zenginliğin güç sahibi ve ayrıcalıklı kişilere paylaştırılmasıyla sonuçlanacaktır. Bir kere başladı mı, yardımlar büyümeye meyillidirler. Arzulanan hedefler, istenilen noktaya ulaşamadığında, lobiciler ve politikacılar aralarında sözleşmişler gibi, bunun sistemin bir hatası olmadığını, başarmak için daha fazla para harcamamız (sübvansiyon-teşvik) gerektiğini söylerler.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Dr. Art Carden / Samford University
Çeviri: Burak Özcan
Redaksiyon: Bünyamin Aydın

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.