Bir ekonomik kriz olduğu zaman, hemen herkes devletin ‘bir şeyler’ yapması gerektiğinden bahseder. Peki bu ne kadar doğru? Prof. Lawrence White, Nobel ödüllü ekonomist Hayek’in görüşlerini de aktararak, politik kurumların üstlenmeye çalıştıkları ‘ekonomiyi kurtarma’ görevini sorguluyor. Konu hakkında daha derinlemesine okuma yapmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

Great Myths of the Great Depression [PDF/ Audio] Lawrence W. Reed, President of FEE, confronts the many myths of The Great Depression and explains the often confusing history of policies leading up to the crash

The Clash of Economic Ideas [book]: Lawrence H. White’s book on how contrasting economic ideas have originated and developed over time to take their present forms

“Money For Productive Investment” vs. “Spending and Saving” [newspaper]: Primary newspaper clippings of Keynes and Hayek’s arguments on spending, savings, and government intervention as the Great Depression was playing out

BİR SONRAKİ EKONOMİK KRİZLE NASIL BAŞA ÇIKILABİLİR?

Büyük Buhran’da ve son yaşadığımız krizde politikacılar düşüşe geçen ekonomiyi düzeltmek için birşeyler yapmakta bayağı hevesliydiler. Bunun için onları suçlayabilir misiniz? Kim böyle bir durum için “hiçbir şey yapmayın!” diyebilirdi ki? Aslına bakılırsa, benim de son kitabım olan ‘Ekonomik Fikirlerin Çarpışması’nda da söz ettiğim gibi, Büyük Buhran’ın ilk yıllarında, nobel ödüllü ekonomist Friedrich Hayek, devlete, para politikalarını iyileştirmenin ötesinde başka hiçbir şey yapmamayı önermişti. Bu mantığa aykırı gelebilir, hele ki büyük bir kriz ile yüzyüzeyken. Peki Hayek bununla ne kastetmiş olabilirdi?

Hayek; işçilerin, girişimcilerin ve tüketicilerin kendi durumlarını, devletten daha iyi bildiklerinin farkına varmıştı. Bir işsiz, kendi becerileri ile örtüşen en iyi işi bulmakta en becerikli kişidir. Makinelerin sahibi, bu makinelerin nasıl bir iş kapısı açacağı hakkında en iyi bilgiye sahiptir. Girişimciler, işçilerden ve makinelerden oluşan kaynakların nasıl harmanlanacağına devletten daha çok kafa yorarlar. Tüketiciler ise hangi ürünlerin kendi istekleri ile örtüştüğünü değerlendirme konusunda en yetkili kişilerdir.

Devletin ne yapması gerektiği ve kaynakların en iyi nasıl kullanacağını onun bildiği kesin varsayıldığından, devlet müdahalelerine de kesin gözüyle bakılır. Fakat gerçek hayatta, devlet, eksik bilgiye sahip olmakla birlikte genellikle boşa kararlar vermektedir. Bu kararlar mükelleflerin paralarını, ‘sübvansiyon’ ve kurtarma planları adı altında riske atar. Son yaşadığımız krizde ise gördük ki artık, “devletin bir şeyler yapması gerek!” anlayışı o kadar da iyi bir şey değil.

Devlete karar verme mekanizmasını sağlamak, herkesin yumurtasını aynı sepete koymak demektir. Kötü bir karar, hepimiz için felaket anlamına gelmektedir. Bu, “merkezi olmayan karar mekanizmaları hatasızdır” anlamına gelmez, fakat eğer bir karardan dolayı bir hata oluşacaksa, bunun daha küçük bir felaket olacağı aşikardır. En önemlisi ise, yanlışlar, kar ve zarar mekanizmasının devreye girmesiyle hızla düzeltilir. Vergi mükellefleri, eldeki gelirlerini, daha başka, verimli şeylere yönlendirebilirler. Sonuç olarak, krizlerde sorulacak sorular ‘devlet bir şey yapmalı mı’ ya da ‘bir şey yapmamalı mı’ değildir. Bu daha çok, çeşitli ticari aktörlerin ne yapacakları hakkında kendi kararlarını vermelerine mi güveniyoruz yoksa merkezi devletinkilerine mi olduğuyla alakalıdır. Hayek’in de sorguladığı gibi, kim, kimin için bunları planlıyor? Ya da bir rap şarkısının nakaratında söylenildiği gibi; aşağıdan yukarı mı yukarıdan aşağıya mı? İşte bütün mesele bu.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Dr. Lawrence White / George Mason University
Çeviri: Burak Özcan
Redaksiyon: Soner Bastiat

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.