Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

 

AKADEMİK ÖZGÜRLÜĞE NEDEN İHTİYACIMIZ VAR?

Geçen yıl Harvard Üniversitesi öğrenci gazetesinden bir yazar, adaleti sağlamak için akademik özgürlüğü bir kenara bırakmamız gerektiğini yazdı. Yazar diyor ki, “üniversite çevresi olarak ırkçılığa, cinsiyetçiliğe ve heteroseksizme karşıysak, neden bu fikirlerimize karşı çıkan araştırmalara tahammül gösterelim?” Bir profesör olarak bu tavrı gerçekten çok şaşırtıcı buldum; işin ilginç tarafı da bu köşe yazarı yalnız değildi.

Ülke çapındaki birçok üniversitede, insanlar hoşlarına gitmeyen ve inançlarıyla taban tabana zıt fikirlerin ifade özgürlüğüne girmediğini savunuyor. Fakat şunu bir düşünün: Hangi fikirlere izin verilmesinin daha adil olacağına kim karar verecek? Sonuçta dönüp dolaşıp siyaset ve hukuk felsefesinin en temel sorusuna geliyoruz: Adalet nedir?

Bu soru, üniversitelerde ve başka yerlerde hararetli tartışmaların daima konusu olmuştur. Bazı öğrencilerin, fakültelerin ve yöneticilerin mutlak doğruya ulaştıklarına ve yanılmaz olduklarına inanmaları rahatsız edici bir durum. Üniversite ruhuna ve hoşgörüsüne her şeyi bildiğini zannetmekten daha aykırı ne olabilir?

Akademik özgürlük bu yüzden önemlidir. Akademik özgürlük, akademik topluluk içerisindeki bireylerin hakikati ve bilgeliği araması ve kendi doğrularına göre fikre varmalarıdır. Harvard öğrencilerinin serbest kürsüsü, son yıllarda akademik camiada daha çok yayılan trendin göstergesi olmuştur. Ki biz, öğrencilere onlara ne söyleyeceklerini belirten kurallar koyan yöneticiler dahi gördük.

Meseleleri tartışabilmek için üniversitelerde insanların fikirlerini özgürce ifade edebileceği alanların olması gerekir. Bunun sebebi ise çok basit: Öğrenmek. Eğer bir konuda düşüncelerinizi geliştirmek ve inançlarınızı derinleştirmek istiyorsanız, savunduğunuz argümana zıt bir argümanla karşılaşmanız gerekir.

Bu sizi öğrenmeye ve eleştirel düşünmeye teşvik eder ve gelişmenize yardımcı olur. Her halükarda böyle tartışmalar bilimi geliştirir ve olgunlaşmanıza yardımcı olur. Fakat şu anda üniversitelerde pek çok kişi kendisine zıt görüşleri duymaktan korktuğu için çok saldırgan davranıyor. Konferanslar ve paneller ya iptal ediliyor ya da kesintiye uğruyor. Çünkü bazı öğrenciler konuşmayı sakıncalı buluyor.

Bu hoşgörüsüzlükten aralarında Condoleezza Rice, Janet Napolitano, Charles Murray, Ayaan Hirsi Ali, Christine Lagarde, George Will ve hatta University of California rektörü gibi birçok önemli konuşmacı da nasibini almıştır. Bu denli hoşgörüsüzlük zararlıdır. Çünkü bu bizim anayasal ve ahlaki olarak sahip olduğumuz entelektüel dürüstlükle fikirlerimizi söyleme hakkını baltalıyor.

Hoşgörüsüzlük özellikle üniversitelere zarar vermektedir, çünkü hakikatin bulunması için farklı araştırmalar ve yoğun tartışmalar yürütmek gerekir. Eğer bazı gruplar diğerleri üzerinde baskı kurmuşsa ve “benim gibi düşünceksin” diyorsa özgürce araştırma yapamayız. Ünlü eğitimci Alexander Meiklejohn’un da söylediği gibi bir düşünceden korkmak, kişinin fikirlerine hakim olamadığını gösterir.

Özgürce konuşmayı ve sorgulamayı destekleyenler her üniversitenin merkezinde olması gereken akademik özgürlük ve ifade özgürlüğünü kurtarmak için sesini çıkarmalıdır. Bu yüzden yeni bir ifade özgürlüğü hareketinin zamanı gelmiştir.

Kaynak: Learnliberty.org
Konuşmacı: Prof. Donald Dawns / University of Wisconsin-Madison
Çeviri: Görkem Saylam
Redaksiyon: Bünyamin Aydın

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.