Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

    1. The Economic Costs of the Civil War (article): You’ve learned about the economic causes of the Civil War, but what were the economic consequences? Burton Fulsom explains the impact of the war on the economy.
    2. The bell curve of anti-slavery (blog post): Professor Michael Douma explains that there was a lot of diversity of ideas in the abolitionist movement.
    3. What should libertarians think about the Civil War? (blog post): There is a lot of debate over whether libertarians should see themselves as pro-Union or pro-Confederacy in discussions about the Civil War. Dr. Phil Magness explains why both positions are flawed and advocates for a middle ground. 

       

       

      ABD EKONOMİK TARİHİ 5: SİVİL SAVAŞ ÖNCESİ KUZEY VE GÜNEYİN EKONOMİLERİ

      Kölelik, Amerikan İç Savaşına neden olan en başat faktördü. Kuzey ve Güney arasındaki gerilim, federal vergiler ve altyapı konusundaki amansız tartışmalar gibi başka konular sebebiyle başlamıştı.

      Altyapı veya 19. yüzyılın başlarında ve ortalarında söylendiği şekliyle “iç iyileştirmeler”, Kongre tarafından finanse edilen, özellikle ülkenin batısından Büyük Göller bölgesi ve Missisipi nehrine kadarki kısımda yapılan kanalları, otoyolları, limanları kapsayan ülke içi büyük taşımacılık projeleriydi.

      İç iyileştirmelerin diğer bir yönü ise belli ithal ürünlere konulan bir dizi gümrük vergisiydi. Teoride gümrük vergileri, geliri artırarak iç iyileştirmelerin finanse edilmesini sağlamaktaydı. Gümrük vergileri, iç piyasadaki mal ve hizmetlerin dolaşımı için gerekli altyapıyı finanse etmek için kullanılmakta, böylelikle ekonomi dış ticaretten bağımsız olarak gelişmekte ve zenginleşmekteydi. Genel olarak, Kuzey iş çevreleri ve işyeri (mağaza) sahipleri, Kentucky’den Henry Clay, Massachusetts’li John Quincy Adams ve İllinois’li Abraham Lincoln gibi Kuzey’in siyaset adamları ile birlikte bu düzenlemeleri desteklediler.

      Bir tarafta gümrük vergilerinin bu şekilde düzenlenmesi, diğer tarafta altyapının geliştirilmesi “Amerikan Sistemi” olarak adlandırıldı. Mamafih, Güney ve gelişmekte olan Demokrat Parti hem iç iyileştirmeleri hem de gümrük vergilerini kapsayan bu Amerikan Sistemi’ne karşıydı. Başkan James Madison, Adrew Jackson’ın da daha önce yaptığı gibi iç iyileştirmelerle ilgili yasa tasarısını veto etmişti. Çünkü federal hükümetin bu tür projeleri finanse etmesinin anayasaya aykırı olduğuna inanıyorlardı. Güney Carolina senatörü ve o dönem bir süre başkan yardımcısı olan John Colhoun iç iyileştirmeler ile ilgili yasa tasarısına verdiği desteği geri çekti ve önde gelen muhaliflerden biri oldu.

      Gümrük vergileri 1815’ten 1835’e kadar en hararetli tartışılan konu oldu. Gümrük vergisinin Anayasa’ya (1. Maddesi 8. Kısmı) uygun olduğunu düşünerek tasarıyı destekleyenler, gümrük vergilerinin gelişmiş İngiliz rekabetine karşı genç Amerikan sanayisinin korunup gelişmesine çok yardımcı olduğunu savundular. Calhoun ve bir çoğu Güneyden olan diğer gümrük vergisi muhalifleri, korumacı gümrük vergilerinin gerçekte anayasaya aykırı olduğunu iddia ediyorlardı. Gümrük vergisinin korumacı olabilmesi için, ithal malların ülkeye girişini azaltması gerektiğini ileri sürdüler. Bu, gelirleri vergiler yoluyla artırmayla ilgili anayasal ilkeye uygun değildi. Eğer ithalat gümrük vergileri yüzünden azalsaydı, hükümet gelirleri artıramaz ve gümrük vergileri normal vergi niteliği taşımaz hale gelirdi.

      Kuzey’in Güney’den daha geniş bir sanayi temeline sahip olmasından dolayı Güney, Amerikan Sistemi’nin bir tarım toplumu olan Güney’in pahasına Kuzey’in gücünü daha da genişletmesinden ve gümrük vergilerinin sanayileşmiş Kuzey’den aldıkları koruma altındaki mallara daha fazla ödeme yapacakları anlamına gelmesinden endişeliydi. Gümrük vergisi politikası, Güneylilerin “Nefretin Vergisi” (1828) dedikleri korumacı gümrük vergileri ile ortaya çıkan büyük hoşnutsuzluk yüzünden iyice ısındı.

      John Calhoun “Güney Carolina Fuarı” denen gümrük vergisini eleştirmek için bir yazı kaleme aldı ve Güney Carolina’da federal yasayı ilga etmek için bir kongre toplandı. Güney Carolina yöneticileri, bu geçersiz kılma yetkisini, Thomas Jefforson’ın 1798 tarihli Kentucky içtihatındaki, eyaletlerin federal kanunları geçersiz ve hükümsüz kılması kararına dayandırdılar. Bu meydan okumaya cevaben, Kongre bir Yürütme Kanunu çıkararak federal kanunun uygulanmasını ve Güney Carolina’da gümrük vergisi toplanmasını zorunlu hale getirdi. Başkan Jackson bu kanunu uygulama kozunu kullanacağını bildirdi. Ne var ki, Kongre üyesi Henry Clay’in çabalarıyla bu kriz, vergi oranlarının düşürülmesiyle çözüldü.

      Bu noktada, 1930’ların ortalarında kölelik Güney ve Kuzeyi bölen başat siyasi mesele haline geldi. Kölelik 1930’larda Kuzey’de kaldırılmasına rağmen, Güney’de pamuğa olan yüksek talep nedeniyle önemli ölçüde genişledi. Bu, Güney’in ekonomik olarak köleliğe dayanmasına ve köleliği sonlandırmak için Kuzey’in artan çabalarından endişe duymalarına yol açtı.
      1890 yılına kadar Amerika’da 3,5 milyondan fazla köle vardı. Ülke Batı’ya doğru genişledikçe yeni eyaletlerin köleliğe izin verip vermeyeceği sorusu gerilime neden oldu. Çünkü Güney’de köleliği kabul eden devletler, Kongre’deki özgür (köleliği kaldıran) eyaletlerin sayıca fazla olmasından endişe duyuyorlardı. Bu durum 1820 tarihli Missouri Anlaşması’na ve 1950 tarihli Anlaşmaya sebep oldu. Fakat bu anlaşmalar, artan gerilime sadece geçici çözümler üretiyordu. Önerilen diğer çözümler ise, köleliğin kaldırılmasına razı olmaları için köle sahiplerinin zararlarını tazmin ederek ikna edilmesini içeriyordu. Ancak bu planlar aşırı maliyetliydi. Sonunda, kölelik meselesi diğer her şeyden, özellikle 1860 ve 1861 tarihli Konvasiyon Bildirgeleriyle açıklık kazanan ve Güney’in ayrılmasına neden olan gümrük vergilerinden bile daha önemli hale geldi.

      Kaynak: LearnLiberty.org
      Konuşmacı: Brian Domitrovic, Sam Houston State University
      Çeviri: Seval Yaman
      Redaksiyon: Oğuz Yılmaz

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.