Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

    1. Top Three Myths about the Great Depression and the New Deal (video): Professor Steve Davies busts three common myths about the Great Depression, including the idea that World War II ended the Great Depression.

 

    1. The Myth of U.S. Prosperity during World War II (FEE article): Robert Higgs explains that the idea that the US economy flourished during World War II is a myth and explains why we need to look beyond the unemployment rate and national output.

 

  1. Did the US provoke Japan’s attack on Pearl Harbor? (blog post): Professor Yvonne Chiu explains how “economic warfare” contributed to Japan’s attack on Pearl Harbor.

 

ABD Ekonomi Tarihi VIII – II. Dünya Savaşı Sonrası Ekonomik Büyüme: Tüketici Ekonomisine Geçiş

Brian Domitrovich: 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki yıllarda Amerikan ekonomisi hızla büyüdü. 1945 yılında, savaş sonunda, A.B.D nüfusu dünya nüfusunun sadece %5’ini oluşturmasına rağmen ABD ekonomisi küresel ekonominin %50’sini oluşturuyordu. O tarihte, savaştan harap olmuş ülkelerin aksine, bizim şehirlerimiz ve sanayimiz sapasağlamdı. Bu sayede küresel ekonominin dinamosu haline geldik. Savaş sırasında ABD, sanayi gücünün büyük bir kısmını askeriyeye yöneltmişti.

O dönemde tüketim malları karneyle dağıtıldığından, fabrika çalışanları maaşlarının büyük bir kısmını birikime çevirme imkanı buldu ve bu parayla savaş bonosu aldı. 1945 yılında savaşın sona ermesiyle beraber fabrikalar askeri üretimi durdurup sivil üretime geçti, bu sayede tüketim malları sektörü devasa bir büyüme yaşadı. Birikimleri enflasyon karşısında erimiş olmasına rağmen tüketiciler, paralarını savaş sırasında ulaşamadıkları ürünlere harcadılar.

Savaşın son yılında federal hükümet harcamaları, tüm harcamaların %45’ini oluştururken, iki yıl sonra bu oran %13’e düştü. Savaş bonosu birikimlerine ek olarak, gazilerin tüketim gücü; üniversite fonu, ev kredisi, küçük işletme sermayesi sağlama gibi yollarla artırıldı. Finansal gelecekleri hakkındaki iyimserlikleri, savaş sonrası yıllarda doğumların büyük bir artışa geçmesini sağladı. O kadar çocuk doğdu ki, nüfus artış oranı ikiye katlanarak %2’ye ulaştı.

Nüfus artışıyla ortaya çıkan konut sıkıntısı, banliyölerle çözüldü. Şehir sınırlarına milyonlarca müstakil ev yapıldı ve işçiler işlerine arabayla gitmeye başladı. Bu esnada plazalar ve AVM’ler, tüketim mallarını, arabayla ulaşılabilir mesafeye taşımış oldu. 1956 yılında eyaletler arası otoban sistemi geliştirilince şehirler birbirine bağlandı.

1950’lerde reklamcılık sektörü, araba sektörü kadar büyüktü. Ülkenin dört bir yanından Disneyland’e akın eden vatandaşlar, eğlence harcamalarını bir anda artırdı. Buna rağmen 1950’lerde ekonomik büyüme sürekli değildi. 1949 ve 1960 yılları arasında dört kez resesyon yaşandı. Yapısal işsizlik; yani her iş döngüsünün zirvesindeki işsiz sayısı, on yıllık süre zarfında artışını sürdürdü. Genç işsizlik oranı çok yüksekti ve 1958 yılında zirve yaparak %18’e ulaştı. Siyahilerin işsizlik oranı beyazlarınkinin iki katıydı ve sendikalar siyahi vatandaşları aralarına almıyordu. 1950’lerde vergi oranları da oldukça yüksekti. En üst vergi diliminin ödemesi gereken federal gelir vergisi %91’di, bu sayı bugünkünün iki katından daha fazla. En alt vergi diliminin ödemesi gereken gelir vergisi oranı ise %20’ydi, bugünkünün tam iki katı. 1957-58 krizinde, üretimde yaşanan düşüş, 2008-09 krizindekine benzer orandaydı.

Savaş sonrası ekonomik büyümenin daha güçlü olduğu dönemse 1960’lardı. 1961 yılından 1969’a kadar ekonomide hiç resesyon görülmedi ve ekonomik büyüme oranı, iki katını geçti. Bu dönemde istihdam artışı, 1950’lerdekinin üç katıydı. Vergi indirimleri, 60’lardaki inanılmaz büyümenin önemli bir sebebiydi. En üst ve en alt vergi dilimlerinin ödemesi gereken vergi oranları neredeyse %30 oranında düştü. Üst dilimin ödemesi gereken federal gelir vergisi oranı %91’den %70’e, alt diliminki ise %20’den %14’e düştü. Çoğu kişinin zorlu Büyük Buhran ve 2. Dünya Savaşı yıllarını yaşamış olduğu göz önünde bulundurulduğunda, tüm bu büyüme dönemleri oldukça sıra dışıydı. 60’ların ortalarına gelindiğinde Amerikalılar, yaşadıkları bu büyümeyi “Savaş sonrası refah” olarak adlandırıyorlardı.

Kaynak: LearnLiberty.org
Konuşmacı: Brian Domitrovic, Sam Houston Devlet Üniversitesi
Çeviren: Burak Avcı
Redaksiyon: Seçkin Sosyal

 

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.