Konu hakkında daha derinlemesine bilgi sahibi olmak isteyenler aşağıdaki bağlantıları takip edebilirler;

The Progressive War: Woodrow Wilson and the US Entry into WWI (blog post): Professor David Smith argues that Woodrow Wilson’s decision to enter WWI went against the goals of the Progressive Era.

Should We End the Fed? (video): Professor Lawrence White explains what the Federal Reserve does and makes a case for closing the Fed.

The Progressive-Era Origins of Authoritarian Policing in the US (FEE article): Trey Goff explains how the regulatory state came about in the Progressive Era.

ABD Ekonomi Tarihi VI: İlerlemecilik ve Yeni Düzen

Brian Domitrovich: Tarihçi Richard Hofstadter’in sözleriyle, 1890’lar ve 1930’lar arası uzun bir reform dönemiydi. İlerlemeci ve Yeni Düzen reformcuların karşılaştıkları tarihsel zorluklar gereği farklı öncelikleri vardı ama her iki grup da ekonomiyi daha verimli ve adil hale getirmek için devlet müdahalesini destekliyordu. Önce İlerlemeciler geldi. 19. yüzyılın ikinci yarısı ve 20. yüzyılın başlarında, ağırlıklı olarak büyük işletmelerin düzenlemeye tabii tutulması için çalıştılar. Dikkat çeken İlerlemeci kanunlarında, 1887 Eyaletlerarası Ticaret Kanunu vardı. Bu kanun, büyük nakliye şirketlerinin, küçük rakiplerinden az fiyat sunmalarını önlemek için demiryolu yük taşıma ücretini standartlaştırdı. 1890 Sherman Antitröst (tekel) Yasası da diğer bir örnektir. Bu yasa büyük şirket birleşmelerini yasakladı ama muğlak bir dille yazılmıştı ve seçici şekilde uygulandı.

Diğer bir İlerlemeci Düzenleme Kanunu, Hepburn Yasası’nı içeriyordu(1906). Bu yasa devlete, piyasadaki arz ve talebin oluşturduğu fiyatlandırmanın haricinde, pazarda fiyat belirleme yetkisi veriyordu. 1914’teki Clayton Antitröst Yasası da böyleydi. Bu yasa, 1890 Sherman Yasası’yla kanundışı aktiviteleri belirledi ve Federal Ticaret Komisyonu’yla beraber iş dünyasına daha çok düzenleme getirdiler.

İlerlemeci dönemin her lideri, federal hükümetin yeni düzenlemeci gücünün avantajını kullandı. Theodore Roosevelt, iyi ve kötü tekelleri birbirinden ayırmaya çalıştı ve serbest piyasanın düzenlenmesini destekledi. Bir avukat olan William Howard Taft, görev duygusuyla Kongre’den geçen her düzenlemeyi uygulamak için çabaladı. Woodrow Wilson, rekabeti korumak amacıyla bütün tekelleri küçük firmalara bölmeye çalıştı. Bunların hepsi, işletmelerin daha ağır düzenlemelere maruz kalmasıyla sonuçlandı.

İlerlemeci dönemin tam ortasında kurulan bir diğer büyük devlet kurumu ise, 1913’te Kongre tarafından yetkilendirilen, Merkez Bankası (The Federal Reserve), diğer adıyla Fed’di. Büyük Depresyon boyunca hayli etkin ve hata eğilimliydi. Fed tam anlamıyla düzenlenmenin yeni formunu temsil etmiyordu, bu bakımdan özel bankalar ona katılmak veya onu kullanmak zorunda değildi. Fed, bankacılık sisteminin mevduata asgari düzeyde faiz verebileceği ekonomik krizlerin yaşandığı panik zamanlarında özel bankalara alternatif sundu.

Çoğu banka kendini, Fed sistemine bir an once katılmak zorunda hissetti ve sistem aşırı yüklendi. Fed’in ilk 7 yılı boyunca, 1913’ten 1920’ye, enflasyon arttı. Ardından Fed, Büyük Depresyon’un darbeleriyle 10 yıl sonra başa çıkabildiği için, 10.000’den fazla banka battı, müşterilerinin çoğu zarar etti ve işletmeler, işlerini ayakta tutan kredilerden mahrum kaldılar. Fed’in ilk 20 yılıyla karşılaştırıldığında, 1913 öncesi banka kriz dönemleri oldukça hafif kalıyordu.

Yüksek Mahkeme, İlerlemeci dönemdeki yeni düzenlemeci kanunlara karma bir tepki verdi. 1895’te mahkeme, Şeker Tekeli’nin piyasanın yüzde 90’ını kontrol etmesine, üretimi de içinde bulundurduğu için Eyaletlerarası Ticaret Yasası’yla müdahale edilemeyeceğine karar verdi. 1911’de mahkeme John D. Rockefeller’in standart petrolünü Sherman Yasası’nı ihlal ettiği için bitirdi, ancak şirketin olağanüstü büyüklüğünün yasadışı tekel olmasıyla alakası olmadığını ekledi.

1930’lardaki Yeni Düzenci dönemde, Büyük Depresyon sırasında, Yüksek Mahkeme, Başkan Franklin D. Roosevelt’in Yeni Düzenciliği’nin en önemli parçası olan National Industrial Recovery Act’i (Ulusal Endüstriyel İyileşme Yasası), yani NIRA’yı hükümsüz kıldı. NIRA, şirketlerin bütün endüstriler için kanun yazması ve fiyatları düzenlemek amacıyla devletle beraber çalışmasına olanak veriyordu fakat kimse tarafından beğenilmemişti. Büyük işletmeler, devletin müdahalesini istemiyordu. Küçük işletmeler ise bu yasayı büyümelerinin ve etki alanlarının kısıtlanması olarak görüyordu. 1935’teki Schecter Davası’nda mahkemenin argümanı, NIRA’nın anayasaya aykırı olduğu için kaldırılmış olmasıydı. Çünkü eyaletler arası olmayan ticareti sınırlandırmaya çalışıyordu, ancak yasa bir eyaleti bünyesinde barındırıyordu ve o Kongre’nin ticarete müdahale etmesine karşı yürütme organını çağırmıştı.

20. yüzyılın ilk yarısı boyunca Kongre ve Başkanlar, ekonomiyi daha verimli ve daha adil yapmayı umut ederek özel sektör üzerine önemli düzenlemeler getirdiler ama aslında ekonomik büyümenin en iyi dönemi ne İlerlemeci dönem ne de Yeni Düzen dönemiydi; onların arasındaki 1920’li yıllarda, devletin düzenlemeleri ve vergileri azalttığı dönemdi.

Kaynak: LearnLiberty.org
Konuşmacı: Brian Domitrovic
Çeviren: Zilan Akbaş
Redaksiyon: Seçkin Sosyal

Bu başlık için şu anda yorum yapılamıyor.